Nihan

Nihan
@absconditus
growing strong
Hocam Fransız Akademisi’nden André Siegfried, bir dersinde şöyle demişti: “Dünyanın en mükemmel siyâsî rejimi, İngiltere’dekidir; fakat maalesef, İngiltere’den başka hiçbir ülkede tatbik kabiliyeti yoktur!”
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tarih tekerrürden ibarettir
Bazı Rum milletvekilleri, Türkiye'nin Girit'i ve Tesalya'yı küçük Yunanistan'a bırakmasını söylemekten çekinmemişlerdir. Nitekim Ermeni Patriki Narses, Grandük Nikola'yı Yeşilköy'deki umûmî karargâhında ziyaret ederek, Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermenistan devletinin teşekkülü için Rusya'nın yardımını istemiştir. Bunu yapan adam, bir Türk vatandaşı, padişahın bir tab'asıdır. En liberal Avrupa devletlerinde böyle bir ihaneti irtikâb edenlerin îdamdan başka bir cezâya çarptırılmadıkları bir zamanda, bu gibi şahıslar, Türkiye'de ellerini kollarını sallayarak gezmişlerdir.
Tarih
Geceye acı bir gerçek bırakalım
Türkiye'de, son devrin tarafsız târihçiliğini yapmak kolay değildir. Bâzı konular, tabu sayılmaktadır. Son yıllara kadar, II. Abdülhamîd'in lehinde bulunmak, bu tabulara dahildi. İktidardaki fikirlere çarpacağından korkan târihçi veya alelade yazarlar, II. Abdülhamîd'i dolambaçlı şekilde olsa da övmekten korkarlar, yalan olduğunu yüzde yüz bildikleri şeyleri gerçek gibi ileri sürmekte bir mahzur görmezlerdi.
Alıntı
Bazı şeyler hiç mi değişmez?
Türkiye'de büyük reformlar yapan eski hükümdar İkinci Mahmûd'un bir Avrupalı diplomata söylediği sözler, çok büyük gerçeği yansıtmakta idi. Padişah şöyle diyerek bütün hür Avrupa'yı ikaz etmiştir: ‘Avrupa'yı ben tek başıma, Rus istîlâsına karşı koruyorum. Avrupa ise Rusya ile birleşip benim donanmamı yakıyor. Ben yıkılırsam, Avrupa, Ruslar'ın ayakları altında kalır.’
Alıntı
II. Mahmud, bir müddetten beri veremden muzdaripti. Devamlı iç ve dış gaile ve felâketler içinde geçen hayâtı boyunca, bir an bile ümitsizliğe kapılmamış ve enerjik tutumunu kaybetmemiş, karar ve hüküm kabiliyetini yitirmemişti. Böyle bir hayat sonunda verem olduğu söylenmektedir. Amcası III. Mustafa da Rus savaşının gailesiyle aynı hastalıktan ölmüştü. Babası I. Abdülhamîd ise, Ruslar'ın Özü kalesindeki Türkler'i nasıl katliam ettiklerini bildiren sadâret arîzası'nı okurken beyin kanamasından vefat etmişti.
Tarih