Türkler’in azınlık teşkil ettiği ve anavatan - sömürge ayrımının yapılmadığı bir imparatorlukta anayasa tatbikatına Sultân Hamîd: “Türk'ün hakkı mahfuz kalır mı?” demiştir.
Hocam Fransız Akademisi’nden André Siegfried, bir dersinde şöyle demişti: “Dünyanın en mükemmel siyâsî rejimi, İngiltere’dekidir; fakat maalesef, İngiltere’den başka hiçbir ülkede tatbik kabiliyeti yoktur!”
Bazı Rum milletvekilleri, Türkiye'nin Girit'i ve Tesalya'yı küçük Yunanistan'a bırakmasını söylemekten çekinmemişlerdir. Nitekim Ermeni Patriki Narses, Grandük Nikola'yı Yeşilköy'deki umûmî karargâhında ziyaret ederek, Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermenistan devletinin teşekkülü için Rusya'nın yardımını istemiştir. Bunu yapan adam, bir Türk vatandaşı, padişahın bir tab'asıdır. En liberal Avrupa devletlerinde böyle bir ihaneti irtikâb edenlerin îdamdan başka bir cezâya çarptırılmadıkları bir zamanda, bu gibi şahıslar, Türkiye'de ellerini kollarını sallayarak gezmişlerdir.