Okurken ara ara acaba yazarı yanlış mı hatırladım, kadın mıydı diye düşünüp kontrol etme ihtiyacı duydum - bu da sanırım edebileceğim en iyi iltifatlardan biri. Bir kadının bıkkınlığı, görünmeyen emeği, hapsolmuşluğu, bastırılmışlığı çok iyi anlatılmış.
Zaten daha ilk bölümden iyi bir kitap olacağı belliydi. Türkiye'nin az gelişmişliği ile romanın atmosferini kurması ve bu tonu kitap boyunca koruyabilmesini sevdim.
İstanbul tasvirlerini ise ne zaman karşılaşsam beğenmeden edemem, böyle bir kitaba da çok yakışmış.
Madam Seta küskündü. Hem de kime? Tanrı'ya. Tanrı'yla iyi değildi arası son günlerde. Her işin başı o değil mi, bütün oyunlar onun başının altından çıkmıyor mu!
Filiz insancıl değildi. İnsanları sevmiyordu. İnsanın insan oluşu çekinmek için yetiyordu ona. İnsanlar onun hakkını yiyorlar, onu hiçe sayıyorlar, küçük düşürüyorlardı.