Merve

(1) Tanrı ayet gönderir, (2) insanın cevabı, ya onu Doğru ka­ bul etmek ya da Yanlış kabul etmek şeklinde (tasdik) (tekzib) tecelli eder; (3) ilki, doğal olarak, 'inanca' (iman), ikincisi de 'inançsızlığa' (küfr) götürür.
Sayfa 214·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ayat'ın bazısı, Tanrı'nın sonsuz sevgisi, lütfu ve merhametini temsil ederken, bazısı da Tanrı'nın gazabını, ceza­ landırmasının ve intikamın şiddetli olacağını ve çabuk gerçekle­ şeceğini sembolize eder. İlk durumda, Tanrı'nın ayet gösterme fiiline - daha doğrusu, ayetlerin Peygamber vasıtasıyla insanlara iletilmesi eylemine -tebşir (etimolojik anlamda, 'müjde getirmek', 'müjdelemek') denir. İkinci durumda ise, buna, inzar (uyarma) yahut daha yalın bir ifadeyle, vaid ('tehdit etme') denir. Bu yüz­ den, Kur'an'da aynı Peygambere, bazen 'müjde getiren' anla­ mında bazen da 'uyarıcı' anlamında adı verilir. mübaşir, münzir
Sayfa 212·Kitabı okudu
Tanrı insanlara ayet üzerine ayet göstererek, onları sürekli doğru yola çağırmasına rağmen, eğer insanların tümü, "sağır, dilsiz, kör ve akletmeyen"2 fler gibi, bunların derin mana­ kairsını anlamıyorlarsa, o zaman, ayetler (ayat) onlardan beklenen sonucu doğuramazlar. Ayetler (ayat), ancak, insan onları anlamak için gayret gös­ terdiğinde olumlu etkisini göstermeye başlar. İşte burada sah­ neye insan çıkar. Bu çok önemli beşeri eylemi ifade etmek için, 'anlama'nın çeşitli boyutlarını niteleyen birkaç fiil kullanılır (bkz. Tablo, Sütun 2) .
Sayfa 206·Kitabı okudu
ister şifahi olsun isterse de şifahi olma­ sın, ilahi ayat konusunda insanın verebileceği tek muhtemel ce­vap, Kur'an'a göre, ya 'kabul' ya da 'red'dir, yani ya "saygı du­ yup doğru kabul etmek" anlamında ya da 'yalanlamak' tasdik anlamında İnsan ya Gerçek olarak kabul tekzib'dir. ayat'ı (hakk) eder ya da onları Yanlış hiçbir gerçekliğe dayanmayan, (batıl), hayal ürünü asılsız vehimler olarak görüp tümden reddeder.
Sayfa 209·Kitabı okudu
Tanrı, onların 'işaretler' olduğunu anlayacak zekaya sahip olanlara, her an ayet üstüne ayet göndermektedir. Bu, Kur'an'ın anladığı anlamda, şu demektir: yağmur, rüzgar, göğün ve yerin yapısı, gece ve gündüzün değişmesi, rüzgarların yön değiştir­ mesi. vb. yani genel olarak tabiat hadiseleri dediğimiz şeylerin tümü, basit doğal olgular olarak anlaşılmamalı, bilakis Tanrı'nın insanların işlerine müdahele ettiğini gösteren 'işaretler' ve 'sem­ boller' olarak anlaşılmalı, yeryüzündeki insanların iyiliği için Tanrı'nın gücü ve lütfunun delilleri olarak görülmelidir.
Sayfa 206·Kitabı okudu