O, çocukluğumdan beri takıntılı olduğum çocuktu. Her zaman etrafında olmama rağmen beni fark etmeyen, adımı bile bilmeyen çocuktu. O, arkadaşım ona fotoğrafımı gösterip, "Bu kız sizin okuldan mı?" diye sorduğunda, "Onu hiç görmedim, muhtemelen bizim okuldan değil," cevabını veren çocuktu. O uğruna fırtınalar kopardığım çocuktu. O Pamir Yelkıran'dı. O, tebessüm ederek kafasına yere eğerken sağ yanağındaki gamzesini çıkartan ve küçük çaplı kalp krizlerime zemin hazırlayan çocuktu. O benim ilk kalp ağrımdı, tutunmak isteyip; tutunamadığımdı. Yarım kaldığım, yanına kalamadığımdı. İmkansızımdı. Bilinmezimdi. Katilimdi. Kıyamadığımdı.