Biri demiş alıntılar dışında samimi paylaşımlar yok artık diye, çok komik, burası neydi ki ne olsun. Samimi paylaşım ne acaba? Kendisinin yazdığı gibi "sabah sevişmesi çok iyi geldi" iletisi mi ahahaha, bu kadar samimi olmayalım.
Ben şimdi bunu nereye koyacağım,nasıl tutacağım:)
Kısacası çiçek erkeğe yakışır ama kadına öyle bir yakışır ki,çiçek bile kendini daha değerli hisseder. 😂🌸 Çiçek erkeğin elinde güzel duruyor da,kadının elinde ayrı bir sanat eserine dönüşüyor.🌹 Erkeğin elindeki çiçek sanki ‘çiçekçiden eve teslimata gidiyorum’ havası verirken,kadının elindeki çiçek adeta reklam afişi gibi duruyor. 😄 Erkek çiçekle fotoğraf çekilince herkes ‘Kime götürüyor acaba?’ diye düşünüyor.Kadın çiçekle fotoğraf çekilince herkes ‘Ne kadar zarif olmuş!’ diyor. Biz erkekler çözemedik bu incelik kısmını galiba.🤦🏼‍♂️
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öyle bir dönemdeyiz ki İki yüzlüler sahte gülüşleriyle hayatımızın ortasında. Nankörlük sıradan bir huy, yalan söylemek ise bir refleks olmuş. Yorulduk... Yoruldum... Yorulmadınız mı... İnsanların gözlerinin içine bakarken bile güvenmek imkânsız hale geldi. Sözler başka, niyetler başka. Nankörlük artık bir karakter zafiyeti değil, sıradan bir alışkanlık gibi yaşanıyor. Yapılan iyilikler çabucak unutuluyor, verilen emekler görünmez oluyor. Yalan ise utanılan bir şey olmaktan çıkmış, zor anların savunmasına dönüşmüş. İnsan, en çok da buna yoruluyor aslında. Sürekli tetikte olmaya… Birinin gözlerinin içine bakarken bile “Acaba?” demeye… İçinden geldiği gibi güvenememeye… Samimiyeti tartmak zorunda kalmaya... Bazen ne düşünüyorum biliyor musunuz... Bazen değil artık hep düşünüyorum bunu; Kalbi temiz olan için bu dünya bazen fazla gürültülü, fazla kirli geliyor. Sadece dünya değil insanlar da... Ve sonra kendime dönüyorum. İçimdeki hakikat duygusu; Ben halâ sahiciliği tanıyorum. Bir bakışta içtenliği, bir seste merhameti, bir davranışta karakteri ayırt edebiliyorum. Çünkü samimiyet gürültü yapmaz; bağırmaz, gösteriş yapmaz. Sessizdir ama derindir. Az bulunur ama bulunduğunda insanın içini huzurla doldurur. Bu yüzden belki de kaybetmiş sayılmıyorum. Yalancılardan, samimiyetsizlerden uzaklaştıkça aslında kendime yaklaşıyorum. Nankörlükten uzak durdukça kalbimin kıymetini daha iyi anlıyorum. Herkesi hayatımda tutamamak bir eksiklik değil; kimlerin kalabileceğini öğrenmek bir olgunluk. Gerçek insanlar halâ var. Biliyorum. Abartısız seven, karşılık beklemeden düşünen, arkan dönükken de aynı kalan insanlar…
İşaret parmağım çok ağrıyor bu neyin işareti acaba
KISA KISA KİTABIMDAN ALINTILAR... "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe eremezsiniz. Allah ne harcarsanız onu hakkıyla bilir." (Ali-İmran-92) Geçen sabah işe giderken bir yardım kampanyası afişinde gördüm bu ayeti. Okudum, okudum bir daha okudum. Sabahın yedi buçuğunda kaldırımın ortasında öylece kalakaldım. Şu ayetin sadeliğine, ama o sadelik yanında barındırdığı derin manaya da bir bakar mısınız? Çok yardım eden, yediren, içiren, giydiren bir müslümanı düşünelim. Şeytanın aklına getirebileceği "habire veriyorsun, acaba kaydı tutuluyor mu? Kör bir kuyuya habire para atıyorsun..." gibi şeylere karşı ne büyük bir teselli, ne büyük bir moral verme değil mi? Tıpkı, “Allah hesabı çarçabuk görendir" ayetinde olduğu gibi. METİN SEVİL, Kısa Kısa - Sosyal Medya Tadında, Sayfa: 52
KIRLANGIÇ HİKAYESİ "Kırlangıcın biri bir gün bir adama aşık olmuş. Her gün pencerenin önüne gelir onu izlermiş. Bir gün bütün cesaretini toplamış ve adama: “Hey adam ben seni seviyorum, uzun zamandır seni izliyorum” demiş. Adam: “Saçmalama sen bir kuşsun, ben ise bir insan. Durduk yere sen de nereden çıktın” diye bunu içeri almamış, pencerenin önünden kovalamış. Kırlangıç yine gelmiş: ”Tamam seni hiç rahatsız etmicem” demiş. “Sadece çok iyi dost olalım” demiş. Adam yine kabul etmemiş ve kırlangıcı kovalamış. Kırlangıç tekrar gelmiş: “Bak demiş hava çok soğuk. Seninle çok iyi arkadaş olalım. Beni içeri al, soğukta donacağım” “Sıcak ülkelere göç etmek zorunda kalıcam; lütfen beni içeri al” Adam yine kırlangıcı içeri almamış. Kırlangıç çok üzgün bir şekilde başını önüne eğmiş ve gitmiş. Aradan çok zaman geçmiş. Adam pişman olmuş. Derken yaz gelmiş. Adam kırlangıcı diğer kırlangıçlara sormaya başlamış; ama kırlangıcı herhangi bir gören olmamış. Sonunda danışma ve bilgi almak için bilge bir kişiye gitmiş, olanları anlatmış. Bilge kişi demiş ki; “Kırlangıçların ömrü altı aydır. Hayatta bazı fırsatlar vardır sadece bir kez elinize geçer; değerlendiremezseniz uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır sadece bir kez karşınıza çıkar; değerini