Toplumumuzun mayasında köklü bir aile geleneği yatıyor. İslam kültürü ile büyüyen ve bu değerleri yaşatan aileler, büyüklerini “evin bereketi” olarak görüyor. İhtiyarlarına saygı ve hürmetle hizmet etmeyi bir vazife biliyor.
O atlas kumaş, senin tevazuyla ışıyan ruhun olsun. Ben orucuna dur, ben demeyi bırak. Sen yoksun, bir gölgeden, bir vehimden ibaretsin, ömür dediğin de bir göz kırpması kadar.
Kendinle uğraşmayı bırak, ne en zelilsin sen, ne de üstünlük taslama makamında. Yanlışlarını kabullen, yeni fikirlere açık ol, sıkıntıdan özgürleş. Saygı duy, misafirperver ol, kimseyi incitme, varlığı istismar etme. Yarıştan çekil. Gürültücü egodan sessiz egoya geç. Varlık sana yârdır, kibrin dükkânından çık.
“Çocuklar, yol için her şeyden önce bir rehber gerekir. Rehbersiz atılan her adım, yeni bir kayboluştur. Kendimizi her adımda bulmak, yeniden anlamak ve şaşırmamak için rehber olmazsa olmazdır. Ne diyor şair: ‘Varırsan bu yola rehber bulup var, / Ki bu yol doludur uçtan mezâlik.’ Yani, ‘Bu yola çıkacaksan mutlaka kendine bir rehber bul,’ diyor şair. ‘Çünkü bu yol baştan sona kaygandır, tehlikelerle doludur.’”