Puan vermedi·208 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 02:46
Bahçıvan ve Ölüm kitabını maalesef çok sevemedim. Kitap bana biraz sıkıcı geldi. Duygular çok soğukkanlı anlatıldığı için karakterlerle bağ kurmakta zorlandım. Özellikle hastalıkla ilgili bölümler beni biraz boğdu ve okurken bunaldım. Kitabın konusu ilgimi çekse de içinde beklediğim heyecanı ve merak duygusunu bulamadım. Sürekli "acaba ne olacak?" hissi uyandırmadı. Belki bu tarz anlatımı sevenler beğenebilir ama benim beklentilerimi karşılayan bir kitap olmadı.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 01:56
Şoklar içinde bitirdiğim bir kitap İlk 200 sayfası evet sıkıcıydı bunu itiraf edebilirim. Gelen mektuplar sorular sorduruyor. Acaba anne ölmeden önce yazıp birisine verdi ve ölümünden sonra göndermesi için tembihledi mi? Yoksa saplantılı bir hayran mı? Yoksa dedektif bir şeyler biliyor da onu bu yolla mı açıklayacaktı? Ya da Kenzie deliriyor mu? İkinci bölümünden sonra daha da heyecanlandıran. Hayretler içerisinde bırakan bir kitap. Okurken kendimi Kenzie’nin yerine koyunca yeri geldiğinde de de üzen bir kitaptı.
Sevgiler, AnnenIliana Xander · Juno Kitap · 2026295 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·192 syf.·
2026 51. kitabı
Başkalarına kendi değerini kanıtlamak senin işin değil. senin işin kendi değerini bilmek ve buna göre hareket etmektir. Syf 53 Kitap çıkar çıkmaz hemen almak istedim. Çünkü yazarın kitaplarını okumayı çok seviyorum. İçten ve samimi bir şekilde içindeki düşüncelerini anlatmış Beyhan bey. Diğer kitaplarına göre bu kitaptaki konular daha kısa ve çok olmuş, gayette güzel olmuş. Her konuyu okurken, sanki bir psikologla sohbet ediyormuşsun edâsı veriyor okuyucuya. Budak hem kendi düşüncelerini ortaya seriyor, hem de gerçeklerle bizleri yeniden tanıştırıyor. Birisine dert anlatırken "acaba sıkıyor muyum onu?" diye düşünen o içsel düşünceleri, samimi bir şekilde tarif ederken, hem huzurlu hissettim, hem de bazen arada "Evet ya tam da böyle oluyor" gibi düşünceler geçti içimden. İnsanın kendi içsel düşüncelerine bu kitabında daha ağırlık vermiş sanki. İnsanlarla yaşadığımız her türlü duyguları konu alarak yazmış. Konular bir kaç sayfa olduğu için sıkmıyor, diğer konuya geçme merakı bırakıyor daha çok. Güzel bir psikoloji kitabı okumayı düşünürseniz tavsiye ederim. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Duygu ve Düşünce
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202619 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Evet yine bir küçük yetişkin kitabı Ve kesinlikle harika bir siyer mangası. Efendimiz in peygamberliği nden önce ebabil kuşlarının Kabe'yi koruduğu zamanları manga şeklinde anlatıyor. Evlatlarımıza anlatmaya çalışıp acaba nasıl anlatılabilir kısmını halleden bir manga. Çokkkk güzel.
Bir Siyer Mangası: Beklenen 1Ömer Faruk Paksu · Aile Yayınları · 202450 okunma
Acının kalbine inmek isteyenler için muazzam bir kurgu...
9/10
·272 syf.··
2026 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:02
"Bir insanın çocukluğu belki de en büyük cenneti ya da en derin cehennemidir." ​Kitabı az önce bitirdim. Elimde kapalı bir kitap öylece kalakaldım. Zihnimin içinde bir cümle dönüp duruyor: Bir annenin dudaklarından dökülen tek bir cümle, bir çocuğun ruhunu nasıl bu kadar darmadağın edebilir? Nasıl olur da o tek bir an, bir çocuğun tüm hayatını, hayallerini, büyüme hikayesini baştan yazar? Ebeveynlerin çocuklar üzerindeki o görünmez ama devasa etkisini düşündükçe içim sızladı. ​Ben çocukluğunu kolay kolay unutamayan biriyim. Yaşadığım iyi kötü her anıyı hafızama adeta kazımışım, silinmiyor. Belki de bu yüzden ana karakter Vidar’ın o geçmişi eşelemesi, unuttuğu o anları zorla hatırlamaya çalışması beni derinden sarstı. Kitap boyunca aynı şeyi söyledim: "Hatırlamasa daha mı iyiydi acaba?" Bazen bazı şeylerin üstünü örtmek, o gerçeğin acısıyla yüzleşmekten daha mı güvenli yoksa? Bunun üzerine düşündüm... Acı, varlığını kanıtlamak için her zaman bir yol bulur. Bastırılmış anılar, zihnimizin derinliklerinde patlamaya hazır birer bomba gibi bekler. Onları hatırlamak, o an canımızı çok yaksa da aslında bize bir özgürlük alanı açar. Schulman Alex Schulman kitabın sonunda bizi o acının tam kalbine indiriyor. ​"17 Haziran" 17 Haziran benim için içimde bir köşede kırgın oturan çocukla yüzleşme romanı oldu. Sıradan gibi görünen bir yaz gününün, bir insanın ömür boyu taşıyacağı bir cehenneme nasıl dönüştüğünü okumaktan çok etkilendim. ​Biz büyüdüğümüzü, her şeyi atlattığımızı sanıyoruz ama aslında hepimiz çocukken aldığımız o yaraların, bize söylenen o ağır sözlerin gölgesinde yürüyoruz. Kendinizden, kendi geçmişinizden bir parçayı bulacağınız, bittiğinde uzun süre tavana baktıracak bir kitap. Kesinlikle tavsiyemdir.
1000Kitap
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026847 okunma
Kendine Çarpan Bir Zihin: Tehlikeli Oyunlar
6/10
·479 syf.·
2026 20. kitabı
Önsözünü okumamanız gereken bir kitap kendisi. İnsan bari "spoiler içerir" diye bir not düşer. Kitaba henüz başlamadan sonuyla ilgili önemli bir detayı öğrenmiş oldum. Bu yüzden, okumayı düşünenlere önsözü en sona bırakmalarını tavsiye ederim.Tutunamayanlar'ı değerlendirirken Oğuz Atay'dan ve hayatından bahsetmiştim. Bu nedenle burada tekrar aynı konulara değinmeyeceğim. Kitabın sonunda yer alan değerlendirmelerden birini çok beğendiğim için incelememde ona da yer vermek istedim. Hepimiz çocukken oyunlar oynadık. Kimi zaman yaşadıklarımızı, kimi zaman yaşayamadıklarımızı, kimi zaman da hayal dünyamızın izin verdiği ölçüde bambaşka hayatları canlandırdık. Tehlikeli Oyunlar'da da buna benzer bir durum vardır. Yaşanmamış olaylar oynanır, yazılır ve yeniden kurulur. Kitaptaki hayali arkadaş meselesi de biraz çocuklukla ilişkilidir. Freud, 3-6 yaş aralığında hayali arkadaşların normal olduğunu söyler. Tıpkı Albay Hüsamettin gibi... "Ben çocukları sevmiyordum; onları çok aptal buluyordum. Allah'tan ben çocuk olmamıştım." der Oğuz Atay, Tehlikeli Oyunlar'da. Belki de yazdıklarının bir kısmı yaşayamadığı çocukluğundan kaynaklanıyordu. Bu yönüyle Tehlikeli Oyunlar, biraz da yaşanamamışlıkların ve hayal kırıklıklarının romanı gibi geliyor bana. Anlatım bakımından Tehlikeli Oyunlar, Tutunamayanlar'a oldukça benziyor. Ancak konu bakımından farklı eserlerdir. Tutunamayanlar, Oğuz Atay'ın memleket meseleleriyle ilgilenilen yıllarda tanıdığı insanları ve çevreyi konu alır. Ancak bunu doğrudan anlatmak yerine, o çevrenin eksiklerini, çelişkilerini ve insanlarını alaycı ama aynı zamanda acı bir bakışla eleştirir. Tehlikeli Oyunlar ise daha çok kadınlarla ilişkiler, duygusal çatışmalar ve insanın karmaşık iç dünyası üzerine kuruludur. Romandaki düşünceler ve
İnceleme
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma