Ne değişik bu geceler; uykular bölük, rüyalar karışık. Acaba en son ne zaman kesintisiz bir uyku uyumuştum? Gözleri kapatmak ve sabah vakti açabilmek. Acaba nasıl bir şeydi? Geceler iyi miydi, kötü olan ben miydim? En iyisi biraz daha kitap okuyalım...
Hayata Dair
Siz hiç çocuk yakınınızı kaybettiniz mi?
Ben kaybettim. Şu an bunu anlatacak kimsem yok. Size anlatabilir miyim? (Evet diye kabul ettim.) Harika bir gündü, başka akrabalarımla birlikte piknikteydim. Halacım da Zeynep’imle birlikte şehir dışına gitmişlerdi. Zeynep 6 yaşındaydı.. Denize girmek istedi diye halacım da kıramadı onu. Zeynep halamın torunuydu. Benim için ikisinin önemini burada size anlatacak herhangi bir kelimem yok. Kelimem yok çünkü onlar çok başkaydı.. Zeynoşum bıcır bıcır, çok bilmiş, öyle temiz kalpli ve vicdanlı, akıllı bir çocuktu ki.. Yaşıtlarına göre o kadar olgun, muhteşem bir çocuktu. Burada fotoğrafımızı paylaşmayı çok isterdim. Ama kötü insanlar var. Ona herhangi bir şey denmesi ihtimali benim canımı yakar.. Ben diğer yiğenimle piknikte oynarken bir telefon geldi. Kaza yaptıklarını ve ikisine de araba çarptığını öğrendik.. Hastaneden bilgi almaya çalıştığımızı hatırlıyorum. O arabaya nasıl bindik o arabada eve nasıl geldik piknik alanından.. Ağlaya ağlaya kaza yapma riskiyle dönmeye çalıştık. Arabada halamın vefat haberini aldık.. Oracıkta vefat etmiş halam… Karşıdan karşıya geçmek istemişler sadece.. Alkollü, makas atan biri, 30 metre sürüklemiş onları.. Görüntüleri yok.. İyi ki yok.. Zeynoşumuz 2 gün yoğun bakımda kaldı.. Biz hep onun iyi olmasını bekledik.. Maalesef 1 gün arayla aynı camide tekrar toplandık.. Ben bundan daha büyük bir acı hatırlamıyorum. Vefat etmeden önce birlikte oyunlar oynamıştık.. Tırnaklarını süslemiştim. Ne çok mutluydu.. Fotoğraflarını en son ben çekmiştim.. Bayramlık beyaz elbisesiyle.. O elbisesini tabutunun üstüne koyduk… Acaba büyüyebilseydi nasıl başarılı olurdu? Ne kadar güzel genç bir kız olacaktı kim bilir.. Seni çok özledim meleğim.. Esra ablan her çocuk gördüğünde seni hatırlıyor.. Her çocukları sevdiğinde gülümsemelerinde seni arıyor.. Senin
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Sakar” kitabını okurken çok zorlanıyorum. “Onun öğretmeni ben olsaydım acaba o aileden kurtarabilir miydim onu? “ demekten kendimi alamıyorum.
Duygu ve Düşünce
Anlamsız bir hikaye.
Tam bir şey söyleyecekken aklına başka bir şey gelmiş, onu söyleyip söylememek arasında arafta kalmış ve neticede söylememiş, fakat aradan geçen bu sürede ne söyleyeceğini de unutmuş yorgun bir zihne benziyor hava: sıcak bir yaz gününün akşamüstü. Günlerden belli ki Cumartesi ve belli ki birazdan hava kararacak. Yoksa gündüz vakti neden yansın sokak lambaları? Bu sokak lambaları da ilginç; gündüz hiçbir işe yaramıyorlar, geceyse olup biten her şeyin gizli bir tanığı gibi sessizce seyrediyorlar olup biteni. Gündüzden başlıyor mesaileri, bu vakitlerde: güneşin karşı tepeleri aşıp gittiği, işten çıkanların telaşla evlerine koştuğu, şu karşıdaki duvarın dibinde yatan sarı kedinin gelip şu karşıdaki duvarın dibine yattığı vakitlerde… Sarı kedi yerinden kıpırdamıyor. Sanki günün saatini, insanların telaşını, ışığın eğimini bilen tek varlık oymuş gibi. Gövdesini kaldırım taşına bırakmış; taşın soğukluğunu kendi sıcaklığıyla uzlaştırmış. Ne acele ediyor ne de gecikiyor. Sadece “burada” olmanın en basit hâliyle duruyor. Varsa nafakası zaten birazdan gelip önüne serilecek mükellef akşam sofrası; karşıdaki lokantada akşama kadar kaynaya kaynaya helak olmuş ne kadar yemek varsa, yarın işe yaramayacak olanlar onun için dökülecek çöp konteynerinin yanına ve o şişman, kaba saba, sevimsiz ve kahrolası çöpçü gelip oraları temizleyene kadar vakti olacak. Bu kadar teferruatlı düşünüyor mudur acaba? Sanmıyorum. Belki de sanıyorum. Bilmiyorum. Sokak lambası hafifçe titriyor. Elektrik gelmeden önce bir anlık tereddüt gibi bu. Yanıp yanmamak arasında değil de, hatırlayıp hatırlamamak arasında kalmış gibi. Sonra birden karar veriyor: yanıyor. Ama tam değil. Işık, gündüzün kalıntısına karışıyor; ne geceyi başlatıyor ne de gündüzü bitiriyor. Işığı; gecenin karanlığını aydınlatıncaya kadar,
Bu saatte hangi türkü dinlesem acaba¿
üç beş kişilik garip bir ekip var yazdığım her iletiyi kaydediyorlar bu günlerde…fuzuli konuştuğuma fazlasıyla eminim neden kaydediliyorlar acaba