Sıkıntı içimde öyle genişlemiş, yayılarak her yanımı kaplamıştı ki umutsuzluktan ve artık hep böyle birden başıma inen bu sıkıntı ve umutsuzluk balyozu ile yaşayacağımı düşünmekten bulunduğum yerde o yayılıyor ben
kavruluyordum.
Günler, güneşi görmezden gelince içim de bir kasım ortası gibi kısaldı ve yağmurun yağmadığı bir yağmur öncesi gibi karardı. Ben bu karartıyı önceleri üzerime alınmadım. Hava böyle zannettim.Herkes bu karanlığın ve kasvetin içinde zannettim. Gün kısacık bir şey, bir tuhaf aydınlık sonra yine alacakaranlık zannettim. Çocuk ya da bir genç irisi iken ben, üstümde parlak ama benim içime doğan kıpırtı ve gölgelerle
çeşit çeşit evhamın solgunlaştırdığı sarımtırak günler olurdu. Şimdi uzandığımda eskiye, sarı ve solgun günler görüyorum. Hep bir sonbahar ve ayva sarısı sanki kulağımın arkasında duruyor. Çocukken insan ne kadar üzüleceğini bilmiyor.