Abdullah Çeltük

9/10
·134 syf.··
2026 49. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 01:41
“Ben ne okuyorum?” dedirten bir eserle karşı karşıya kaldım. Hani insanı huzursuz eden ama aynı anda içine çeken o garip his vardır ya… Tam olarak onu yaşadım.Bu tuhaf hazzı seviyorum. Neden “tüm
Edebiyat
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110bin okunma
Reklam
10/10
·328 syf.··
2026 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 01:15
Ove Diye Biri, Fredrik Backman tarafından kaleme alınmış; ilk bakışta huysuz bir yaşlının hikâyesi gibi görünse de derininde insanın iç dünyasına dokunan bir anlatıdır. Ove, gelenekçi yapısıyla
Edebiyat
Ove Diye BiriFredrik Backman · Kairos Kitap · 2025730 okunma
9/10
·68 syf.··
2026 40. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 00:39
Yalnızlık ve görünmezlik hissi içinde kendisini kimliksizleştiren bir kadının, karşılıksız sevgisinin ne denli bir takıntıya dönüşebileceğini konu alan Stefan Zweig, bu eserde aşkın insanı yüceltebildiği kadar yok edebileceğini de etkileyici bir biçimde gözler önüne serer. Metin, monolog şeklinde yazılmış olup okuyucu olayları yalnızca kadının gözünden görür. Erkek karakterin yalnızca anı yaşayan bir yapıda olması, “Gerçekten suçlu mu?” sorusunu gündeme getirirken okuyucuyu da kaçınılmaz bir iç hesaplaşmaya sürükler. Duyguların oldukça yoğun işlendiği eserde, kadının yaşadığı durumun bir fedakârlık mı yoksa bağımlılık mı olduğu sorusu okurun zihninde sürekli canlı kalır. Okuyucu, bir noktadan sonra kendini bu ikilem üzerine düşünürken bulur. Zweig’in kaleminden dökülen bu anlatım; akıcı, sade ve bir o kadar da derin bir içsel çözümleme sunar. Bu yönüyle eser, yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda insan ruhunun kırılganlığına dair güçlü bir psikolojik inceleme niteliği taşır.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,1bin okunma
10/10
·724 syf.··
2025 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 00:00
Okumaya başladığım ilk anda yalan söylemeyeceğim sudan çıkmış balığa dönmüş gibi hissettim (bahsettiğim cok arkadaşım kitabı yarım bırakacağım konusunda hemfikirdi) sonrasında farkettim ki zor değil yalnızca alışılmışın dışında bir anlatımdı. klasik anlatım dışında uzun iç monologlar, parodi ve ironi,bilinç akışı,ansiklopedik anlatım, şiir ve zaman zaman oyun gibi oldukça farklı metin türleri bir aradaydı. en çok zorlandığım şey başlangıç aşamasında zaman-mekan kavramlarında hayallerimin zorlaması oldu ve oldukça sıkıcı hissetmeme neden oldu lakin öyle bir an geldi ki kitap içerisinde yer alan bir bölümde bu sıkıcı durumdan keyif almaya başladım (hayatımda hissettiğim varoluşsal bazı problemlerime karşı çözüm yolları ürettiğimi farketmeye başladım) her şey eğlenceli olmak zorunda değil ki yaşam dediğimiz şey de tam olarak bu aslinda ve bundan nasıl keyif alabileceğimi anlamış oldum bir bakıma. bir süre sonra hikayeyi takip etme zorunluluğuna karşı direnmeyi bıraktım ve bilinç akışını takip etmeyi öğrendim, sanırım bu kitabın bizde oluşturmak istediği duygulardan bir tanesi de buydu diye düşünüyorum. zor veya alışılmışın dışında kitapların düşünsel yoğunluğundan keyif aldığımı keşfettiren kitaptır. bu inceleme belki kitaptan ziyade benim zihnimdeki yolculuğu ile ilgiliydi evet farkındayım hikayeyle değil daha çok zihnimdeki etkisi ile ön plana çıkan bir yorum oldu Tutunamayanların zihnimde yaratmış olduğu etkiyi seviyorum , unutmadan söylemek isterim ki bu zihin yolculuğunda bir kez daha bana eşlik edecek , yalnızca okuma zamanının tekrar gelmesini bekliyorum. teşekkürler...
Duygu ve Düşünce
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,7bin okunma