Abdullah Çeltük

Genç Bir Şaire Mektuplar
9/10
·56 syf.··
2026 80. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 15:39
Rainer Maria Rilke'nin, genç şair Franz Xaver Kappus’a yol göstermek amacıyla kaleme aldığı on mektuptan oluşan bu eser, okuma tempomu alışılmışın dışına çıkaran, her cümlesini sindirerek ilerlediğim kitaplardan biri oldu. Rilke’nin sanat ve sanatçıyı tanımlarken sunduğu insani tekamül noktaları,benim için çarpıcı noktaların başında yer alıyor . En büyük sanatçının Tanrı, yaratılan en yetkin sanat eserinin ise insan olduğu düşüncesinden hareketle; bu "sanatın" en saf ve en gerçek haliyle yaşatılması gerekliliğini fazlasıyla hissettirdi(insanca yaşamak) . Kitap, hem bir sanatçıya öğütler veriyor hem de bir insan olarak nasıl var olunması gerektiğine dair derin bir perspektif sunuyor. Rilke’nin felsefi dokunuşunu en iyi özetleyen şu satırlar, yalnızlığın bir zayıflık değil, aksine bir büyüme alanı olduğunu vurguluyor: "İşte bu nedenle sevgili beyefendi, yalnızlığınızı sevin ve size verdiği acılara, kulağa hoş gelen yakınmalarla katlanın. Çünkü yakınınızdakilerin size uzak olduğunu söylüyorsunuz, bu da etrafınızdaki alanın genişlemeye başladığını gösteriyor. Eğer yakınınız bile uzaksa o zaman benliğinizin genişliği yıldızlara dayanmıştır, çok büyüktür, başka hiç kimseyi dahil edemeyeceğiniz bu büyümeye sevinin ve geride kalanlara iyi davranın, onların karşısında kendinizden emin ve sakin durun, şüphelerinizle onlara eziyet etmeyin ve anlamalarının mümkün olmadığı ümidiniz veya sevginizle onları korkutmayın. Onlarla aranızda basit ve sabit bir ortak payda bulun, öyle ki siz sürekli değişseniz de onun değişmesi gerekmesin, yaşamları sizinkinden farklı olan insanları sevin, sizin güvenle yaklaştığınız yalnızlıktan korkarak yaşlanan insanlara karşı hoşgörülü olun." Yazarın mektupları boyunca sanat, aile, sevgi, aşk ve acı gibi temel temaları "yalnızlık" ekseninde ele
Duygu ve Düşünce
Genç Bir Şaire MektuplarRainer Maria Rilke · Can Yayınları · 20261,482 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·134 syf.··
2026 49. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 01:41
“Ben ne okuyorum?” dedirten bir eserle karşı karşıya kaldım. Hani insanı huzursuz eden ama aynı anda içine çeken o garip his vardır ya… Tam olarak onu yaşadım.Bu tuhaf hazzı seviyorum. Neden “tüm zamanların en iyi oyunlarından biri” olarak anıldığını, o derin ve dağınık görünen anlamın içinde hissettim. Ortada bir bekleyiş var. Sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi… ama aslında her şey oluyor. Hayat boyu süren, adını koyamadığımız ama tanıdığımız o bekleyiş.Bazen anlatmakta zorlandığımız ,kimi zaman anlamlandıramadığımız fakat hepimizin içten içe hissedip bildiği... Neyi bekliyoruz? Kimi bekliyoruz? Bir şeyi mi, birini mi… yoksa hayatın bir noktada “anlamlı” hale gelmesini mi? Bu noktada kendimi sorgularken buldum. Eğer bu bitmeyen bekleyişin içindeki arayışa tanıklık etmeye hazırsanız, buyrun… Peki Godot kim? Samuel Beckett bir röportajında şöyle diyor: “Kim olduğunu bilseydim, oyunda söylerdim.” Tanrı mı? İnsan bekler… o gelmez. Ya da geldiğini anlayamaz. Yaşamın anlamı mı? Belki bulduğumuzu sandık. Ama çoğu zaman yanıldığımızı da gördük. Peki aramaktan vazgeçtik mi? Elimizden kayıp gidiyor korkusu peki? hangimiz yaşamadık bir kuçük an dahi olsa ? Umut mu?
Edebiyat
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınları · 202110,1bin okunma
10/10
·328 syf.··
2026 42. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 01:15
Ove Diye Biri, Fredrik Backman tarafından kaleme alınmış; ilk bakışta huysuz bir yaşlının hikâyesi gibi görünse de derininde insanın iç dünyasına dokunan bir anlatıdır. Ove, gelenekçi yapısıyla adeta bir asker emeklisi disiplinine sahip bir karakterdir. Kuralları hayatının merkezine koymuş, duygularını insanların içinde göstermeyi tercih etmeyen, sert ve mesafeli bir adamdır. Ancak bu sertlik, kötü niyetten değil; hayata bakış biçiminden kaynaklanır. İnsanlarla iletişim kurmayı sevmeyen Ove, çevresi tarafından çoğu zaman asosyal olarak nitelendirilir. Onun dünyasında her şey ya siyahtır ya beyaz. Bu tekdüze hayatın içindeki tek renk ise karısıdır. Ove’nin eşine duyduğu derin sevgi, karakterin anlaşılmasında kilit noktadır. Çiçekçide yaşadığı olay ve ardından Sonja ile sohbeti sırasında ona karşı hislerini kendince ifade edişi, okur ile Ove arasında kurulan ilk güçlü duygusal bağı oluşturur. Küçük yaşta annesini kaybeden Ove, buna rağmen bir çocuğun sahip olabileceği en iyi baba figürlerinden biriyle büyür. Hayatı duygusal olarak sorgulayan biri olmaktan ziyade, babasına benzemeyi yeterli gören Ove, ona büyük bir saygı ve sevgi duyar. 16 yaşında babasını kaybetmesi ise karakterin kırılma noktalarından biridir. Bu kayıp, okurun Ove’yi daha derinlemesine anlamaya başladığı anlardan biri olarak öne çıkar. Ove, hayatı boyunca babasının izinden gitmeye devam etmiştir. Ove’nin dikkat çeken yönlerinden biri de, kendi ölümünü planlarken bile bir tür “insanlık dersi” vermesidir. Geride hiçbir sorun bırakmamak, borçsuz olmak ve hatta gazete aboneliğini iptal ettirmek gibi detaylar, onun karakterinin titizliğini ve sorumluluk anlayışını ortaya koyar. Ancak hayatın Ove için henüz bitmediğini, karşısına çıkan insanlar sayesinde yeniden anlam kazandığını görürüz. Roman, ön
Edebiyat
Ove Diye BiriFredrik Backman · Kairos Kitap · 2025790 okunma
9/10
·68 syf.··
2026 40. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 00:39
Yalnızlık ve görünmezlik hissi içinde kendisini kimliksizleştiren bir kadının, karşılıksız sevgisinin ne denli bir takıntıya dönüşebileceğini konu alan Stefan Zweig, bu eserde aşkın insanı yüceltebildiği kadar yok edebileceğini de etkileyici bir biçimde gözler önüne serer. Metin, monolog şeklinde yazılmış olup okuyucu olayları yalnızca kadının gözünden görür. Erkek karakterin yalnızca anı yaşayan bir yapıda olması, “Gerçekten suçlu mu?” sorusunu gündeme getirirken okuyucuyu da kaçınılmaz bir iç hesaplaşmaya sürükler. Duyguların oldukça yoğun işlendiği eserde, kadının yaşadığı durumun bir fedakârlık mı yoksa bağımlılık mı olduğu sorusu okurun zihninde sürekli canlı kalır. Okuyucu, bir noktadan sonra kendini bu ikilem üzerine düşünürken bulur. Zweig’in kaleminden dökülen bu anlatım; akıcı, sade ve bir o kadar da derin bir içsel çözümleme sunar. Bu yönüyle eser, yalnızca bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda insan ruhunun kırılganlığına dair güçlü bir psikolojik inceleme niteliği taşır.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
10/10
·724 syf.··
2025 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 00:00
Okumaya başladığım ilk anda yalan söylemeyeceğim sudan çıkmış balığa dönmüş gibi hissettim (bahsettiğim cok arkadaşım kitabı yarım bırakacağım konusunda hemfikirdi) sonrasında farkettim ki zor değil yalnızca alışılmışın dışında bir anlatımdı. klasik anlatım dışında uzun iç monologlar, parodi ve ironi,bilinç akışı,ansiklopedik anlatım, şiir ve zaman zaman oyun gibi oldukça farklı metin türleri bir aradaydı. en çok zorlandığım şey başlangıç aşamasında zaman-mekan kavramlarında hayallerimin zorlaması oldu ve oldukça sıkıcı hissetmeme neden oldu lakin öyle bir an geldi ki kitap içerisinde yer alan bir bölümde bu sıkıcı durumdan keyif almaya başladım (hayatımda hissettiğim varoluşsal bazı problemlerime karşı çözüm yolları ürettiğimi farketmeye başladım) her şey eğlenceli olmak zorunda değil ki yaşam dediğimiz şey de tam olarak bu aslinda ve bundan nasıl keyif alabileceğimi anlamış oldum bir bakıma. bir süre sonra hikayeyi takip etme zorunluluğuna karşı direnmeyi bıraktım ve bilinç akışını takip etmeyi öğrendim, sanırım bu kitabın bizde oluşturmak istediği duygulardan bir tanesi de buydu diye düşünüyorum. zor veya alışılmışın dışında kitapların düşünsel yoğunluğundan keyif aldığımı keşfettiren kitaptır. bu inceleme belki kitaptan ziyade benim zihnimdeki yolculuğu ile ilgiliydi evet farkındayım hikayeyle değil daha çok zihnimdeki etkisi ile ön plana çıkan bir yorum oldu Tutunamayanların zihnimde yaratmış olduğu etkiyi seviyorum , unutmadan söylemek isterim ki bu zihin yolculuğunda bir kez daha bana eşlik edecek , yalnızca okuma zamanının tekrar gelmesini bekliyorum. teşekkürler...
Duygu ve Düşünce
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma