Kitaplığın önünde duruyor, kitaplara bakıyor. Bir an o aptalca soruyu soracak korkusuna kapılıyorum. Hayır, okuması için bir kitap önermemi istiyor. (Çetin, o gün masamdan kalkıp, kutsal kitabım diyebileceğim, sayfalarını meyve lekeleriyle doldurduğum bir kitabı vermiştim Nihal'e. Ama keşke vermeseydim! Beni zayıf düşüren, algılarımı çarpıtan bir ilişki böylece başlamıştı. Benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum, hâlâ öyle!)