Her insan, bilmediğimiz bir hikaye taşır. Ne kadar mutlu olduğunu ya da ne kadar, nereden yaralandığını bilemeyiz. Onu kanatmak yerine sevgiyle yaklaşırsak acıyan canına biraz üflemiş olabiliriz. Günümüzde bunu yapan çok az insan kaldı çünkü. Ece Nur ER
Gecenin loş ışığı altında masadaki kahve fincanın yüzeyinde hafif bir hareket... Kafein kokusunun cazibesine kapılıp boynuna urgan geçiren bir sinek ve köpüklerin arasında son çırpınışlar… Kanatları ağırlaştıkça acı sıvının dibine doğru süzülen küçük bir baş ve gövde... yavaş yavaş uzaklara doğru gözden silik bir kayboluş...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gece duygulanması
Bugün yaklaşık ikindi vaktinden gece 2 ye kadar bir hocamızın küçük bir kızı kaybolmuştu. Çok şükür ilçe halkının tüm seferberliği ile bulundu şuan. Bir anne olabilme ve baba olabilmenin mutlu yanlarını gördüğümüz kadar acı yanlarına da şahit olduk. Aidiyet hissini taşımak bir o kadar güzelken ayrılık veya kötü bir hâdisenin kalbimizde oluşturacağı tahribatı Allah uzak eylesin.
Duygu ve Düşünce
“İnsanın <euthumiêsi> tatminindeki ölçülülükten ve yaşamındaki dengeden gelir. Eksiklikler ve fazlalıklar değişir ve ruhta güçlü dalgalanmalara neden olur. Ruhların büyük değişim yaşayanları ne dengeli ne de. <euthumos> olur. Dolayısıyla düşünceni mümkün olana yönlendirmeli ve mevcut olanla yetinmelisin, zihninde kıskançlık ve hayranlık uyandıran şeylere fazla yer ayırmamalı, oturup onları düşünmemeli ve huzursuz insanların yaşamlarını gözlemlemeli, onların çektiği büyük acıları düşünmelisin, böylece sana sunulan ve sana ait olan şey büyük ve kıskanılası görünecek, daha fazlasını istemediğin için ruhunda bir acı hissetmemiş olacaksın. İnsan zengin olan ve başkaları tarafından mutlu sayılan kişilere hayran olunca ve oturup onları her saat düşününce, her daim yeni bir şey icat etme ve yasaların yasakladığı şeylerden biri olan, düzeltemeyeceği bir şeyi arzulamak zorunda kalır. Bu yüzden insanın kendi yaşamını daha az başarılı olan insanların yaşamıyla kıyaslayarak bazı şeylerin peşinden koşmaması ve başka şeylerle mutlu olmayı bilmesi, kendisini mutlu sayması, yine insanların neler çektiğini, kendisinin de başkalarının becerdiğinden daha fazlasını yapıp ömrünü daha iyi geçirdiğini göz önünde bulundurması gerekir. Bu düşünceyi yürekten benimsersen, yaşamını daha büyük bir <euthumiê ile> (ruh dinginliği", "gönül hoşluğu" veya "iç huzuru") geçirecek ve kıskançlık, rekabet ve düşmanlık gibi yaşamdaki birkaç yıkım kaynağından olabildiğince uzaklaşmış olacaksın.” Demokritos/ Fragmanlar
Anlıyorum deme bana Anlayabilir misin hissettiklerimi Bakabilir misin hayata benim gözlerimden Sığdırabilir misin otuziki seneyi beş dakikaya Çözebilir misin beynimin gizemini Silebilir misin unutmak istediklerimi Senin için yanlış olan değer yargılarımı Değiştirebilir misin anlayacağın şekilde Bir gülüşün kıymetini bilebilir misin Sevgilimin dudaklarındaki Ruhumda kopan fırtınaları Canlandırabilir misin hayalinde Yaşayabilir misin aynı acı ve üzüntülerimi Delice düşlerimi sorgulayabilir misin içinde Boşuna anlıyorum deme bana İçiçe yaşadığım bunca seneye rağmen Kendimi ben bile anlayamadım daha
Şiir
Acı ve yara olmadan değişim olmaz
Nazik olan insan, bir zamanlar kırıp dökmenin ne demek olduğunu bilen kişidir. Saygılı olan insan, saygısızlığın açtığı yaraları görmüş olandır. Güçlü olan insan, güçsüz kaldığı gecelerin içinden geçerek ayağa kalkmıştır. Merhametli olan insan, acımasızlığın karanlığını tanımış ve o karanlıkta kaybolmamayı seçmiştir. İyi olan insan ise kusursuz doğan değil, kötülüğün eşiğinden dönmeyi başaran kişidir. Çünkü insanı değerli kılan, hiç düşmemiş olması değildir; düştüğü yerden nasıl kalktığıdır. En güzel kalpler, en büyük savaşları vermiş olanların kalpleridir. En güçlü karakterler, en sert fırtınaların içinden geçenlerde şekillenir. Ve en derin iyilik, kötülüğü tanıdığı hâlde onu seçmeyen ruhlarda yaşar. Bu yüzden bir insanın bugün kim olduğuna bak; dün kim olduğuna değil. Çünkü değişim, insanın kendine karşı kazandığı en büyük zaferdir. Geçmiş, bir kader değil; geleceği inşa eden bir öğretmendir. İnsan, her hatasından bir erdem, her yarasından bir bilgelik çıkarabildiği ölçüde olgunlaşır. Ve belki de hayatın en güzel gerçeği şudur: Bir zamanlar karanlıkta kalanlar, ışığın değerini en iyi bilenlerdir.
Duygu ve Düşünce