Sonuç olarak, en güzel ve en tatlı günler çok şahane ya da çok heyecanlı şeylerin olduğu günler değil, kopmuş bir kolyeden birbiri ardına düşen inci taneleri gibi basit mutlulukların yaşandığı günlerdir bence.
Marilla ise gün boyu kendini meşgul etmek için gereksiz ne kadar iş varsa yaptı. Yüreğinde yanan acı dolu alev gözyaşlarıyla sönmüyordu. O gece Marilla perişan halde yatağına yattığında evin doğusundaki odanın tazecik ve genç bir nefesle dolu olmadığını bildiğinden yüzünü yastığa gömdü ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Herhangi bir insanı bu denli sevmenin günah olduğu öğretisiyle büyümüş bu kadın şimdi Anne'in gidişine ağlıyordu.