Ayşe Çiçek

Ayşe Çiçek
17 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·224 syf.··
2021 8. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2021 12:35
Çocuk romanı olsa da empati yapmak için yetişkinler de okumalı. İşitme engelli anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Myron'nun gerçek hikayesini okurken inişli çıkışlı duygular arasında gidip geleceksiniz. Çünkü Myron da anne babasına karşı merhamet duyma ile kendi hayatını istediği gibi yaşama hakkını savunma arasında git gel yaşayan bir çocuk ve kitap boyunca bu iç seslerini açık bir şekilde okuyabiliyoruz. Olay savaştan yeni çıkmış Amerikada, işitme engelliler için parmak alfabesinin, işaret dilinin henüz gelistirilmediği yıllarda yaşanıyor. Doğuştan işitme engelli bir anne ile küçükken hastalık sonucu işitme duyusunu kaybeden bir babanın ilk çocukları olan Myron'a onların kulağı olma görevi verilir. Bunların üstüne bir de hastalık nöbetleri geçiren bir kardeşi olunca Myron anne babasının kulağı olmaktan fazla sorumluluk yüklenir. Yazar kendisi de küçük olmasına rağmen tüm bu görevleriyle baş etmenin bir yolunu bulsa da zaman zaman diğer sağlıklı bireyler gibi yaşama hayalleri kurduğunu da itiraf ediyor çoğu yerde. Babasının bağırarak anlamsız sesler çıkarmasından utandığını okurken ilk başta babaya merhamet duyarken olaya çocuk gözüyle bakınca Myron için de üzülmeden edemiyorsunuz. Önce sesi, sonra kelimeyi, sonra manayı tanıyıp en sonunda tüm bunları işarete çevirmek o yaştaki bir çocuk için işitme engelli olmak kadar zor olsa gerek. Annesi ses kavramını hiç bilmediği için çocuğundan alışveriş yapması dışında bir beklentisi yok. Ancak baba kısa bir süre de olsa sesleri tanıdığı için Myron ile bağı çok farklı gelişiyor. Duyamadığı her şeyi işaret ile anlatmasını, her işaretini de sese dönüştürmesini istiyor çocuğundan. Okyanusun sulu sesini, radyonun sıcak sesini, vitrindeki elbisenin üstüne düşen güneş ışıklarının sesini... Bir an bunları işaret diliyle
Sessizliğin SesiMyron Uhlberg · Beyaz Balina Yayınları · 2020726 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·472 syf.··
2021 6. kitabı
İnsanlar tarihleri boyunca duygularını anlatmanın yolunu aradığı kadar anlattıklarının herkes tarafından anlaşılmaması için de gayret etmişlerdir. Mesajları şifreleme çalışmaları en az yazının geliştirilmesi kadar meşgul etmiştir insanlığı. Hâlâ daha mesajın sadece hedef kişilerin anlayabileceği şekilde iletilebilmesi ve muhafaza edilebilmesi büyük devletlerin en önemli uğraşlarındandır. Kod Kitabı işte bu süreci en ilkel halinden başlayarak günümüze kadarki gelişimini irdeliyor. Sembollerle, harflerin frekansları ile başlayan kriptolojinin kuantum fiziğine kadar uzanan tarihini anlatan güzel bir araştırma kitabı. Bazı yerlerde tarihî roman okuyormuş hissi veren kitap çoğu yerde şifre çözmeye merak uyandıran matematiksel hesaplar içeriyor. Kriptoloji Mısır hiyeroglif yazılarının çözümünde tarihe ayna tutarken, Zimmermann telgrafının İngilizler tarafından çözülmesiyle de Amerika'nın Birinci Dünya Savaşı'ndaki rolünü belirliyor. Savaşların sadece komutanlar arasında değil, kriptanalistler arasında da amansız bir çekişme olduğunu hatta şifrelemeden çok şifre çözmeye yatırım yapan tarafların savaştan daha güçlü çıktığını öğreniyoruz kitaptan. Zira Almanya savaş sırasında elindeki enigmanın gizliliğine çok güvendiği için mesajlarını rahat rahat gönderebiliyordu. Almanya yıllar sonra enigmanın çözüldüğünü öğrendiğinde pek çok askerî sırrı ifşa edilmişti bile. Kriptanalistlerin her başarısı kriptologları daha da zorluyor, çözülemeyen şifreler bulmak için her yolu deniyorlardı. En dikkatimi çekenlerden birisi Amerika'nın dış dünya ile hiç bağı olmayan Navajo kabilesinin dilini askerî istihbarat için kullanması oldu. Bu kabilenin dilinde karşılığı bulunmayan askerî terimleri, ülke isimleri gibi kelimeler için Navajo halkından seçilmiş kişilerin kriptoloji dili eğitimleri ve
Kod KitabıSimon Singh · Klan Yayınları · 200413 okunma
Puan vermedi·107 syf.··
2021 2. kitabı
Şiir roman gibi değildir. Şu türü severim diyip içinden çıkılmıyor bu işin. Aynı türde yazan her şairi beğenemiyorsunuz. Özdemır Asaf'ı şiirleri ile değil de bazı dizeleri ile daha çok seviyorum. Pek çok şiirinde tamlamalara, kelimelere takla attırması, (duygunun korkusu..., korkunun duygusu...; Kalanın gidenine..., gidenin kalanından...; Ormanlar düşünürdüm..., düşündüğüm ormanlarda...) bir kelimenin farklı çekimlenmiş hallerini şiir içinde hatta bir dizede tekrar etmesi; (Geldiğini umudumda umutla umdumsa) şiirde bir kelimeyi defalarca kullanması (çiçek senfonisi şiirinde 27 tane 'biri' kelimesi saydım, birkaç tane de 'bir' ve 'birbiri' kelimesi vardı) sebebiyle okurken zorlandım. Bu çoğu zaman şiire ahenk katan bir üsluptur ancak pek çok şiirinin aynı tarzda olması pek hoşuma gitmedi açıkçası. Bir kaç şiirini art arda okuyunca duygudan koptum, tekerleme okuyormuş gibi hissettim hatta. Tabi benim okuduğum seçme şiirler kitabıydı. Belki şair her döneminde farklı üsluplar kullanmıştır ama seçme olunca art arda gelmiş olabilir. Bilemiyorum. Ben sevdiğim sadece bir kaç şiirini ara ara okurum. Daha fazlası tercihim değil.
Şiir
Dokuza Kadar OnÖzdemir Asaf · Yapı Kredi Yayınları · 201526bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2020 20:28
Sanayi devrimi ile hammaddeyi elinde tutan ve işletmeye sahip olan kesimin dayattığı çılgınca tüketimin sonunda yorgunluğumuzu ve dünyayı da tükettiğimizi anlamak biraz zaman aldı. Bu yüzden bu konudaki araştırmaların ve kitapların artması gerektiğini düşünüyorum. Zararın neresinden dönersek kârdır diyip bir yerden başlamak lazım sadeleşmeye. Bu kitap da başlangıç için iyi bir seçim olabilir ama yeterli değil tabi. Tahribatımız burada okuduklarımızdan çok daha fazla çünkü. Sade hayat derken sadece eşyaları azaltmayı düşünmemek lazım. Minimalist yaşam tarzı görsel karmaşadan da kaçınmayı, ihtiyacımız olmayan eşyaya hizmet etmemeyi, gereksiz bilgiyi bile ayıklamayı içeren bir tanım aslında. Sosyal medyada binlerce kişiyi takip etmek de evdeki vitrin, biblo gibi bir sürü gereksiz eşyanın yükünü taşımak kadar yoruyor aslında insanı. Bunu fark edip maddeden manaya her alanda sadeleşmek lazım. Kitabın değindiği konular genelde bu çerçevede. Dili de konusu gibi sade. Lise seviyesindeki okurlar için de rahatlıkla tavsiye edebilirim.
Hayat
Sade HayatÜmit Şimşek · Akıl Fikir Yayınları · 201659 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2021 1. kitabı
Bir kütüphane öğretmeni ve annenin çocuklarla kitap okuma etkinlikleri var. Hayatını kitap okuma üzerine organize etmiş bir anne. Araba torpidosuna kadar her yeri kitapla doldurmuş. Başlarda 'e ablacım sen çocuklara oyuncakla çok kitap vermişsin. Çocuklarına zaten yapabilecekleri başka birşey sunmamışsın ki' dedim açıkçası. Ama uygulaması zor şeyler de değil. Dili çok akıcı diyemem, yabancı dilden çeviri sonuçta. Özellikle aralarda çokça yer verdiği yazarlar ya da başka kütüphane öğretmenleri ile yapılmış röportajlar merakımı çok da uyandırmadı, oraları biraz sıkılarak okudum. Eğitimci ve velilerin okumasında fayda görüyorum. Çocuğunuza faydası olacak bir kaç taktik bulacaksınızdır mutlaka. Kitabın ana mesajından çok Avustralya eğitim sistemi, hatta biraz da aile yapısı hakkında ipuçları bulmuş olmak dikkatimi çekti. Bu açıdan da keyifli bir okuma oldu benim için.
Eğitim
Kitap Okuyan Çocuk YetiştirmekMegan Daley · Orenda Yayınları · 2020519 okunma