Iraz:
"Sabreyle kızım, sabreyle. Her tepeden bir gün doğar."
Hatçe:
"Güzel teyzem," dedi, "bir tepeden bir gün doğsun yeter. Bir tek gün doğsun... Başka isteğim yok."
Daha çok yol var mıdır? Yoo, şu ilerideki nehri geçmek, şu yeşil tepeleri aşmak yeterlidir. Belki de varmışızdır bile. Şu ağaçlar, kırlar, şu beyaz ev belki de bizim aradığımız şeylerdir. Bir an, bunun doğru olduğuna inanıp, orada durmak isteriz. Sonra, kulağımıza ileride daha iyisinin olduğu çalınır ve tasasız bir biçimde yeniden yola koyuluruz.
Dağılmış bir şeyi onun ancak eski halini bilen biri bir araya getirebilir. Yine de arıtabildik kelimelerimizi dehşetli hatıralarından. Yoksa Tanrı'dan yeni kelimeler yakarmamız gerekecekti.
Sonuç olarak, en güzel ve en tatlı günler çok şahane ya da çok heyecanlı şeylerin olduğu günler değil, kopmuş bir kolyeden birbiri ardına düşen inci taneleri gibi basit mutlulukların yaşandığı günlerdir bence.