Belki de ruh sayısız duyguyu bir anda tattıktan sonra tatmin olmuyor, huzursuzlanıyor ve nihai bir bitkinliğe varıncaya dek her defasında artan bir şiddetle yepyeni duygular tatmak istiyordur.
Trenlerin kente girmediğini açık seçik anladığımız o bir an, hep geliyordu. İşte o zaman, ayrılığın uzun süreli olacağını ve zamanla buna alışmamız gerektiğini öğreniyorduk. O andan itibaren tutsaklığımıza geri dönüyorduk, artık sadece geçmişimiz vardı, aramızdan kimileri gelecekte yaşamaya eğilimli olsa bile, hayal gücünün ona güvenenlerde açtığı yaraları görerek hemen, en azından ellerinden geldiğince hızla, bundan vazgeçiyorlardı.