Acımak Kitabı İncelemesi
8/10
·159 syf.··
2026 1. kitabı
Vasat bir duygusallığa sahip birisi olarak söyleyebilirim ki benim üzerimde derin hisler bırakan bir kitap oldu. Ana karakterimiz zamanında ailesinden ve sevdiklerinden belli olaylar yüzünden ayrılmak zorunda kalmış ve bu yaşananların babası yüzünden olduğuna kendisini kaptırmış bir öğretmen: Zehra Hanımdır. Beni en etkileyen kısımlarından birisidir ki, Zehra hanım büyük bir nefret duyduğu babasının gençliğinde yazdığı günlüğü okuduğunda, babasının aynı kendisi gibi namuslu, düzgün, çalışkan ve iyi bir adam olduğunu görür. Günlüğü okumaya devam ettikçe babasının yaşadığı zorlukları ve onu korumak için yaptıklarını öğrenir. Zehra Hanım her şeyi okuduktan sonra artık "acımak" duygusunu öğrenmiştir. Bana kalırsa insanı en etkileyen kısımları, masum bir insanın kötü kalplerin dünyasında temiz kalamamasıdır.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
İnsan Değişir, Damga Kalır - (En Uzun İncelemem Oldu Ama Değdi)
Puan vermedi·189 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:14
Hayat bazen insanı yaptığı hatalarla değil, insanların ona yakıştırdığı sıfatlarla cezalandırıyor. Bir kez damga yediniz mi, sonrasında attığınız her adım o damganın gölgesinde değerlendiriliyor. Reşat Nuri Güntekin'in Damga romanını okurken aklımdan en çok geçen düşünce buydu. Reşat Nuri Güntekin, Acımak ve Bir Kadın Düşmanı’ndan sonra beni bir kez daha şaşırtmayı başardı. Romanın başında klasik bir yasak aşk hikâyesi okuyacağımı düşündüm. Hatta hikâyenin merkezinde bunun olacağını sanıyordum. Fakat ilerledikçe anladım ki yasak aşk burada asıl konu değil; yalnızca yazarın anlatmak istediği daha büyük bir hikâyeye açılan kapı. İffet’in önünde iki seçenek vardı: Ya gerçeği açıklayacak ya da hırsız damgasını kabul edecekti. O ikinci yolu seçti. Elbette yaptığı seçim tartışılabilir. Yasak aşkın sonuçlarına katlanılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu yüzden yaşananları romantikleştirip büyük bir fedakârlık hikâyesine dönüştürmek istemiyorum. Zaten böyle bir durum başınıza gelseydi, eşiniz başka birini seçseydi “ne güzel bir aşk yaşıyorlar” deyip kenara çekilir miydiniz? Bence bu durum romantik olmaktan çok daha karmaşık ve acı verici. Birçok okurun takıldığı nokta İffet’in neden gerçeği söylemediği olabilir. Fakat ben okurken başka bir şey düşündüm: Söyleseydi ne değişecekti? Çünkü bana göre Reşat Nuri’nin derdi İffet’in masumiyetini kanıtlamak değil. Asıl mesele, yaptığı bir seçimin sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan bir insanı anlatmak. Üstelik burada sorun sadece gerçeği söylememesi de değil; gerçeği söylese bile bu ilişki zaten baştan imkânsız bir noktaya sıkışıyor. Çünkü “parasını çaldığı adamın karısıyla birlikte olma” gerçeği, hikâyenin romantik bir aşka dönüşmesine izin vermeyen çok sert bir düğüm oluşturuyor. Reşat Nuri’nin kurduğu asıl güç de burada:
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,181 okunma
Reklam
Baba fedakarlığı
Puan vermedi·159 syf.·
2026 11. kitabı
Kitap, bize anlatılan ya da ilk bakışta gördüğümüz "gerçeklerin" arkasında ne kadar büyük fedakarlıklar ve acılar gizlenebileceğini hatırlatır. Zehra’nın babasından nefret ederek büyümesi, aslında babasının onu korumak için kendini feda etmesinden kaynaklanmaktadır.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
Puan vermedi
Bu kitap sadece görme engelli bir çocuğun hikâyesini anlatmıyor; aslında hepimizin hayatında tuttuğu görünmez ipleri sorgulatıyor. Furkan'ın dünyayı gözleriyle değil, kalbiyle tanıması etkileyici. Özellikle empati duygusunu geliştiren, umut veren ve okura "engel" kavramını yeniden düşündüren sıcak bir hikâye. İpi Sıkı Tut, okurken bana bazen insanın en büyük engelinin fiziksel şartlar değil, başkalarının ve kendi zihninin koyduğu sınırlar olduğunu düşündürdü. Furkan'ın yaşadığı zorluklar karşısındaki kararlılığı, hikâyeyi sıradan bir başarı öyküsünün ötesine taşıyor. Kitap boyunca onun korkularına, hayal kırıklıklarına ve küçük zaferlerine tanık olurken kendimi sık sık "Ben olsaydım ne yapardım?" diye sorguladım. En çok hoşuma giden tarafı, okuyucuya ders vermeye çalışmadan empati kurdurabilmesi oldu. Furkan'a acımak yerine ona hayranlık duyuyorsunuz. Hikâye ilerledikçe, insanın hayat yolunda bazen sadece biraz cesarete ve kendisine inanan birkaç kişiye ihtiyaç duyduğunu hissediyorsunuz. Belki dili çok edebî veya karmaşık değil; ancak samimiyetiyle etkileyen, umut duygusunu canlı tutan ve kitabı kapattıktan sonra da zihinde iz bırakan bir eser. Bana göre asıl mesajı, hayatta ne olursa olsun kendi ipimizi bırakmamamız gerektiği. Çocuklar için yazılmış olsa da yetişkinlerin de kendilerine pay çıkarabileceği türden bir eser. Eğer insan psikolojisini ve karakterlerin iç dünyasını anlatan kitapları seviyorsan, bu hikâyenin duygusal tarafı sana dokunabilir.
İpi Sıkı TutYusuf Yıldız · Nesil Çocuk Yayınları · 202551 okunma
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Öncelikle ilk defa bir kitap hakkında inceleme yazıyorum hatalarım olabilir, öğrenciyim Kitaba çok büyük bir önyargı ile başlamıştım, yazarın başta Zehra'nın "acımasızlığına" sonra da babasının bu yaptıklarına nasıl bir sebep bulacağını merakla bekledim. Zehra'nın acımasızlığı kulağa pek hoş gelmese de memuriyetindeki başarısının en büyük sebebi belki de buydu. Belki de hayatta kalmak için gerekli buluyordu bilemiyorum. Zehra'nın babası hakkında bildiği şeyleri okuduğumda ben de pek tabii nefret ve kin besledim, asla bu olanlara bir açıklama düşünemedim. 'Adam basbaya kötü biri' dedim sürekli kendi kendime ama yazar o kadar güzel yazmış ki romanı,sanki kendi günlüğümü okur gibi empati kurdum. Genç bir gül fidanın soluşunu izler gibi okudum Mürşit Efendi'nin hikayesini. Gül fidanı diyorum çünkü öksüz-yetim olarak büyüyüp son derece çalışkan ve etik ilkelerine bağlı birinin çöküşünü okudum. Çöküşü mutlak olabilir aslında çünkü sadece çocukluk ve evlilik hayatı değil meslek hayatı da zorluklarla dolu geçmiş biriydi Mürşit Efendi, belki de onun yazgısı böyleydi zordu. Kimi zaman meslektaşlarının ahlaksızlığı kimi zaman kanun- vicdan çatışması. Kanun ile vicdanın çatıştığı yerleri okurken Sabahattin Ali'nin hikayelerinden birini okuyor gibi oldum, ortada bir hüzün vardı ama çaresi yoktu... Her gün evinin önünden küçük çocuk cesedi geçiyor ve sürekli kendini suçlu bulup bir çözüm arıyordu ama tek çözüm yolu da sorunu çözemeden işini kaybetmek gibi sonuçlar getiriyordu. Kitabı okurken sürekli bir çıkış yolu aradım kafamda,aslında bu durumdan şu şekilde kurtulunabilir şu şekilde her şey farklı olabilirdi diye ama bir şeyin olacağı varsa her türlü oluyor farklı seçenekler belki anlık rahatlama yaşatabilir ama final her türlü belli gibi. Ne çok isterdim Mürşit Efendi'nin,
İnsan ve Duygular
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
Funda'dan...
Puan vermedi·159 syf.··
2026 16. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:54
​Acımak, aslında bize çok tanıdık bir insan kusurunu yüzümüze vuruyor: Peşin hükümlülük. ​Zehra’yı okurken ilk başta ona kızıyoruz. "İnsan babasına karşı nasıl bu kadar taş kalpli olur?" diyoruz. Ama Reşat Nuri öyle dahi bir yazar ki, Zehra’nın çocukluk travmalarını önümüze serdiğinde ona hak vermeye başlıyoruz. Tam Zehra’nın tarafına geçmişken, bu sefer Mürşit Efendi'nin günlüğüyle bizi ters köşe yapıyor ve "Dur bakalım, madalyonun bir de diğer yüzü var" diyor. ​İşin Özü: Roman, hayatın siyah ve beyazdan ibaret olmadığını, gri alanların ne kadar can yakıcı olabileceğini anlatıyor. Haklı olmakla, şefkatli olmak arasındaki o ince çizgiyi gösteriyor. Zehra kusursuz bir öğretmen olabilirdi ama "acımayı" öğrenene kadar eksik bir insandı. Kitap bittiğinde boğazınızda bir düğüm kalıyor ve ister istemez kendinize soruyorsunuz: "Ben hayatımda kimi, arkasındaki hikayeyi bilmeden yargıladım?"
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
Reklam
Reklam