Eserin tanıtımına başlamadan evvel Fatih Kerimî'den biraz bahsedelim. Kerimî, 1870 yılında bugünkü Tataristan’ın Bügülme kazasına bağlı Minlibay köyünde dünyaya gelmiş, ilk ve orta tahsilini bu çevredeki medreselerde tamamlamıştır. 1896 yılında İstanbul Mülkiye Mektebinde yüksek tahsilini bitiren Kerimî, iki yıl Kırım’ın Yalta şehrinde öğretmenlik yaptıktan sonra Orenburg’a gitmiştir. Burada eğitim faaliyetine devam etmiş, sonra da bu şehirde yayın hayatına başlayan Vakit gazetesinde uzun yıllar başyazarlık yapmıştır (1906-1917). Bolşevik İhtilâli’nden sonra Moskova’ya gitmiş ve burada bir üniversitede Türkçe dersleri vermiştir. Zalim Stalin devrinin masum kurbanlarından biri olan bu değerli yazar, 1937’de Türk casusluğu gibi uydurma bir suçla tutuklanmış ve idam edilmiştir. Modern Tatar edebiyatının kurucularından biri olan Fatih Kerimî’nin üç kitabı Türkiye Türkçesiyle de yayımlanmıştır: İstanbul Mektupları, Kırım’a Seyahat, Avrupa Seyahatnamesi.
Kerimî, Türk milletinin büyük maarif öncülerinden İsmail Gaspıralı (1851-1914)’nın çıkarmakta olduğu Tercüman gazetesinin 20. Yılı münasebetiyle 4 Mayıs’ta Bahçesaray’da yapılacak Dua Meclisi’ne katılmak üzere 27 Nisan 1903 tarihinde trenle yola çıkmıştır.6 Yol arkadaşı, yazı yazdığı Vakit gazetesinin sahibi Ramiyef’in kayınbiraderi Hamidcan Efendi’dir.
Kerimî, başta Orenburg olmak üzere Kırım’a kadar geçtikleri istasyon şehirleri hakkında kısa bilgiler vermektedir: Bozoluk, Samara, Sızran, Penza, Marşansk, Ryajeski, Tula, Kursk, Harkof; sonra Kırım: Akmescit (Simferopol), Bahçesaray, Akyar (Sivastopol), Yalta…
İyi bir eğitim almış, dinî ve millî duyguları yüksek bir şahsiyet olan Fatih Kerimî, bu şehirlerden bahsederken aklı fikri maarif ve medeniyettedir. Mensup olduğu cemiyetin cehaletine yanan Kerimî, kiminle