Puan vermedi·136 syf.··
2023 83. kitabı
‎Orhan Murat Bahtiyar’ın öykü evreni, hayatın dış çeperinde kalmış insanların iç seslerinden örülü bir ağdır. Etini Acıtmak, sadece bir öykü kitabı değil, aynı zamanda modern insanın, "yaşamak" ile "sadece nefes alıp vermek" arasındaki o ince çizgide nasıl yalpaladığının bir güncesidir. Bahtiyar, kitabın kapağında bizi oldukça sert bir ontolojik gerçekle karşılar: “İnsanlar ikiye değil, üçe ayrılıyor bence: Yaşayanlar, yaşamayanlar ve bir de kendine ait bir yaşam kuramayanlar.” Bu tasnif, eserin ruhunu ele veren bir anahtar gibidir. ‎ ‎"Yaşayanlar", hayatın ritmine uyum sağlayan, düşüşlerini ve yükselişlerini sahiplenenlerdir; "yaşamayanlar" ise bir şekilde varoluşun dışına düşmüş, ruhsal bir çekilme yaşamış olanlardır. Ancak yazarın asıl odak noktası, bu iki uç arasında sıkışıp kalmış olan "üçüncü tip"tir. ‎​"Kendine ait bir yaşam kuramayanlar", başkalarının arzularının, toplumsal beklentilerin ya da kaçırılmış fırsatların gölgesinde ömür tüketenlerdir. Onlar için hayat, kendi elleriyle inşa ettikleri bir yapı değil, başkalarının kurduğu bir senaryoda oynadıkları zoraki bir rolden ibarettir. Bahtiyar, bu karakterlerin içsel boşluğunu tarif ederken, insanın kendine yabancılaşmasını bir sızı gibi işler. Bu tipoloji, öykü boyunca karakterlerin neden sürekli bir "eksiklik" hissiyle boğuştuğunu, neden ellerindekiyle yetinemediklerini ve neden kendi hikayelerinin yazarı olamadıklarını anlamamızı sağlayan bir pusula işlevi görür. Yaşamın içinde aktif birer özne olanlar ile hayatın akışında sadece savrulanlar arasındaki o görünmez uçuruma işaret eder. ‎ ‎Toplumsal ahlakın ve vicdani pusulanın zayıfladığı bir çağda, karakterlerin kendi içlerine çekilişlerini okuruz: “Kimsenin hakkına girmedim, hayatta yalan konuşmadım; bana o yeter. İnsanın vicdanı rahat edecek... Yoksa illaki
Edebiyat
Etini AcıtmakOrhan Murat Bahtiyar · Doğan Kitap · 2022255 okunma
Puan vermedi·143 syf.··
2026 2. kitabı
Kitabın kapağını görüp ismini okuyunca göğebakmaya başlıyorsun ardından hikayelerle yerde yaşayan iyinin yanında ki kötüyü,kıskancı,habis ruhlu insanları görüyorsun. Akıcı bir dili olan kitapta ki hikayelerin tamamı Urfa'da geçsede oranın dışındaki bütün insanların aynası gibi. Bölge fark etmeksizin kötülük ve iyiliğin her herde olduğunu gösteriyor. İnsanların canını acıtmak isteyenler hep masuma saldırıyor. Kuşa, çocuğa, insana... Masumda hep göğebakıyor.
GöğebakanFatime Çeçen · Şule Yayınları · 202510 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·496 syf.··
2026 3. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 22:15
Usta yazar tolstoyun Anna Kareninasını okuyan her okuyucu illa kendinden bir şeyler bulacaktır. Kitap genel itibariyle Anna karenina,vronski,levin,kiti,stepon be aleksey üzerinden Rus toplumunun sosyal yaşantısını kadın erkek ilişkilerinde yenilikçe ve gelenekçi anlayışları köylü soylu arasındaki anlaşmazlıkları bu karakterler üzerinden anlatıyor. Kitap boyunca Anna’ya kızmamaya çalıştım,kendimi onun yerine koyup duygularımı idrak etmeye çalıştım.Evet Anna sevilmek istiyordu ve onu seveceğini düşündüğü Vronski için çocuğundan,itibarından ödün verdi.Karşılığını bulamadığını düşündü,çoğu kez kurutularla kendini tüketti ve vronskinin onu sevmediğine kendini ikna etti ve hayatından vazgeçti.Sırf vronskinin canını acıtmak için pişmanlık duyup vicdan azabı çekmesi için.
Anna Karenina - Cilt 2Lev Tolstoy · Yordam Edebiyat · 2023984 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
81 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2026 21:48
Delirerek ölenlere Ne denir? Yapmış, olmuş. Saklamadan, göze sokarak, acıtmak için vuruyor o yumruğu yüze Mine Söğüt. Hepsi birbirinden başka 21 kadın, delirtilmiş, delirmiş. Sakın bana ismimi sormayın Sakın gözlerimin tam içine bakmayın Yanımdan geçerken bana dokunmayın. Varsayın ki burada değil, oradayım. Oraya siz gelemezsiniz. Köprüleri yıktılar, gemileri yaktılar, yollar kayboldu. Ben başkayım. Ben uçurumlar kadar tehlikeli Dereler kadar tekinsiz Rüzgarlar kadar esriğim.
Deli Kadın HikâyeleriMine Söğüt · Can Yayınları · 202211,7bin okunma
Deride Kalan Hakikat...
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 00:00
Bu kitabı okurken sadece “anladım” diyemedim; çünkü acısı bana geçti. Etini Acıtmak, okuru ikna etmeye çalışan bir metin değil; sessizce yanına oturup aynı yere bastığını fark ettiren bir anlatı. Orhan Murat Bahtiyar dili süslü değil ama bu bir eksiklik değil, bilakis bilinçli bir tercih: Hayat da zaten böyle acıtıyor—yüksek sesle değil, tanıdık bir cümleyle, eski bir kokuyla, yarım kalmış bir bakışla. Metindeki yer yer varolan nostalji, geçmişe duyulan romantik bir özlem değil; hatırlamanın kaçınılmaz sızısı. O yüzden kitap “yalnızca güzel” değil, aynı zamanda dürüst. Anlatılanlar çoğu zaman bildiğimiz gerçekler: yalnızlık, yorgunluk, içe atılan cümleler, söylenmeyen ama bedende biriken şeyler. Ama mesele bunların ne olduğu değil; nasıl anlatıldığı. Bahtiyar, dramatize etmiyor, ajite etmiyor. Tam tersine, duygunun üzerindeki örtüyü kaldırıyor ve seni onunla baş başa bırakıyor. Bu yüzden kitap okurken “ben de bunu yaşadım” demek bile fazla kalıyor; çünkü asıl his, “ben bunu zaten taşıyormuşum” farkındalığı. Etin acıması tam olarak bu: zihinsel bir sarsıntı değil, bedensel bir tanıma. Bu metnin asıl gücü, okuru rahatlatmamasında. Teselli yok, çözüm yok, umut pazarlaması hiç yok. Ama garip bir şekilde insanı güçlendiren de bu. Çünkü acının adını koymadan, onu cilalamadan, “normalleştirmeden” anlatıyor. Hayatın içinden olması da buradan geliyor: sokakta, evde, bir cümlenin ortasında yakalıyor seni. Etini Acıtmak bana şunu hissettirdi: Bazı kitaplar kalbe dokunmaz, deriye iner. Ve ben bu kitabı okurken, hayatın bazı yerlerinin gerçekten de acıdığını inkâr edemedim. Okur kalın...
Alıntı
Etini AcıtmakOrhan Murat Bahtiyar · Doğan Kitap · 2022255 okunma
Loresima dan Bülbül Kapanı 1 incelemesi
9/10
·576 syf.··
2025 123. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Bülbül Kapanı I Öncelikle ilk şunu söylemek istiyorum Yazarın Gökçen adlı serisinden kat kat daha güzeldi. Ben o seriyi de sevmiştim, çok kötüydü diyemem. Hatta konu olarak Gökçen'in çok görülmemiş bir konusu vardı. Kız doktor erkek asker güzeldi yani. Ama ben -her zaman söylerim- bir Darc romance ve mafia tarzı kitapların delisi olduğumdan kesinlikle oyumu bu seriden yana kullanıyorum. Mesela bazen kitap tüyaplarında soruyorlar ya okurlara "Murathan mı yoksa Timur mu?" Ben cevap olarak "sonuna kadar Timur" derdim. O kadar beğendim yani. Timur'un Murathan kadar konuşkan biri olmadığını anlamış olmuş oldum bir kere daha. Murathan aslında çok konuşan bir tip değildi hatırladığım kadarı ile. Ama Timur'un yanında Murtahan daha sosyal biriydi bence. Timur bazı yerlerde çok canımı sıktı kıza Kitapın başından sona kadar işaret dili ile konuşur gibi konuşması. Sanki Timur konuşma özürlüsü bakışları, işaretleri ile derdini anlatmaya çalışıyor. Tamam anladık çok sert, katı birisin ama bu kadarıda baydırdı beni bir tık kendinden. Konusundan biraz bahsedecek olursak: Kız karakterimiz Ahuzar Soykamer bir savaş muhabiridir. Annesinin daha küçük iken babasından ayrılması ve onu kız kardeşi ile yalnız bırakması ile Ahuzar o saaten sonra kız kardeşine hem abla hem anne olmuştur. Babası gün geçtikçe üzüntüden yataklara düşer ve en sonunda hayatını kaybeder. Erkek karakterimiz Timur Tönge gizli bir timde askerlik yapmaktadır. Daha o dünyaya gelmeden önce babası sabahları öğretmen olarak okula gider. Akşamları ise eve sarhoş olarak gelip annesi ve ablasına dunyayı dar ederdi. Annesi ona hamile iken yine babasının ona şiddet uygulaması üzerine erken doğum yapar. O gün annesinin ölümü ile babasının gözünde Timur hep bir katil, eli kanlı biri olur. Artık ablası
1000Kitap
Bülbül Kapanı ILoresima · Ephesus Yayınları · 20243,700 okunma