Ben Kendime…
Kendime hiç hak görmedim kendimi sevmeyi. Öyle bir öğrettiler ki fedakârlığı, içimden taşan sevgiyi hep başkalarına dağıttım, ama kendime hiç saklamadım. Küçüklüğümden beri öğrettiler bana; “Önce başkaları” dediler, “Sen sonra gelirsin” dediler. Öyle sonra kaldım ki bazen hiç gelmedim. Kendimden önce herkesin acısını sardım ama kendi yaralarımın kabuğunu bile kaldıramadım. İnsan kendini sevmeyi bilmeyince hep başkalarına muhtaç kalıyor. Hep birilerinin sevgisine, ilgisine, varlığına tutunarak yaşıyor. Oysa insan kendini sevmezse başkalarının sevgisi de ona yetmiyor.
Yanıldım, darıldım, kırıldım, kandırıldım ama yine de atamadım gönlümden. İnsan kalbini yastık yapar mı? Ben yaptım. Kalbimi yastık ettim, kim rahat etmek isterse buyur ettim. Ama kimse benim kalbimi yastık yapmadı, ben hep sert zeminlerde yattım. Kimse beni dinlemedi ama ben herkesi dinledim. Kimse üzülmesin diye kendimi heba ettim, kimse benden gitmesin diye ben kendimden gittim. Gittiğim yerde bulabildim mi kendimi? Hayır. Çünkü bir başkasının mutluluğu için kendinden vazgeçersen geriye dönüp baktığında seni hatırlayan kimse olmaz. Kendi hikâyemde figüran oldum, başroller hep başkalarının oldu.
Göğüs kafesimde olması gereken kalbimi ayaklar altına serdim, üstüne basa basa geçtiler. Ama suç onların değil, ben kalbimi ellerine tutuşturdum, dikkatle taşırlar sandım. İnsanları yürekleri kadar sandım, meğer ayakları kadar kaygansızmış yolları. Ben ölmeden organ bağışladım, kalbimi de verdim. Ama keşke bağışladığım kalbimi başkasıyla paylaşmasaydım. Çünkü kalbini verirsen bir gün geri almak istersin. Ama ya parçalanmıştır ya da bir başkasına ait olmuştur.
İki gözümün çiçeği, solmuşsun, ziyan olmuşsun. Herkesin baharında kuruyan bir çiçek olmuşsun. Ne bir toprağa kök salabilmişsin ne de bir