Hoca uyurken evine hırsız girmiş. Aslında gerçekten uyumuyor, gözlerini kapalı tutuyor, arada bir de açıp hırsızın neler yaptığına bakıyormuş. Ama kimsenin işine karışmak da ona göre değilmiş. Öyle ya, hırsız onun uykusuna karışmıyormuş, o niye adamın mesleğine burnunu soksun? Bırakmış ne yapacaksa yapsın! Hırsız bu adamda bir gariplik sezip, biraz endişelenmeye başlamış. Evdeki her şeyi dışarı taşırken arada bir elinden kayan bir şey yere düşüyor, ama gürültü çıksa bile adam uykusundan uyanmıyormuş. Hırsız böyle bir uykunun ancak insan uyanık olduğunda mümkün olabileceğine dair bir kuşkuya kapılıp: "Ne acayip adam, evini olduğu gibi boşaltmama rağmen gıkını bile çıkarmıyor" diye düşünmüş. Olduğu gibi bütün eşyaları, yastıkları, ne var ne yoksa her şeyi almış. Tam kendi evine taşımak üzere eşyaları bir araya getirip, bağlarken birinin onu takip ettiğini hissetmiş. Arkasına dönünce onu takip edenle uyuyan adamın aynı kişi olduğunu görüp, "Niye beni takip ediyorsun?" diye sormuş.
"Takip etmiyorum ki, birlikte taşınıyoruz. Ne var ne yoksa aldığına göre artık ben bu evde ne yapayım? Ben de tabii ki seninle geliyorum."
Yaşam yalnızca soluk almak mıdır? Yaşam yalnızca kalp atışlarından, kan dolaşımından ve vücut ısısından mı ibarettir? Eğer yaşam buysa tüm bu çabaya değmez. Yaşamım yalnızca soluk almamdan oluşuyorsa, soluk almayı sürdürmemin ne anlamı var?
Yaşam başka bir şey olmalı. Herhangi bir değer taşıması için yaşamın içinde sonsuzluğa ait bir şeyler barındırması gerekir; ölümden öte bir şey olması gerekir. Bu bilgiye sahip olabilirsiniz, çünkü bu bilgi sizin içinizde varolmaktadır. Yaşam sizin içinizde varolmaktadır- ölüm ise yalnızca başkalarının, dıştan gözlemleyenlerin deneyimidir. Tıpkı aşk gibi... Aşkın ne olduğunu, aşık olmuş birini dışardan gözlemleyerek anlayabilir misiniz? Göreceğiniz şeyler nedir? Aşıkların sarıldığını görürsünüz ama sarılmak aşk mıdır? El ele tutuştuklarını da görebilirsiniz ama aşk el ele tutuşmak mı demektir? Dışardan bakarken aşkla ilgili başka ne keşfedebilirsiniz? Keşfettiğinizi sandığınız her şey kesinlikle boştur. Gördükleriniz aşkın ifadeleridir ama kendisi değildir. Aşk yalnızca içinde bulunanın bilebileceği bir şeydir.
‘Kitaplar yüzünden çok acı çekiyorum Esat Ağabey,’ derdi. ‘Sanki hepsi benim için yazılmış. Bu kadar insanı birden canlandıramıyorum: hepsini birbirine karıştırıyorum. Gülünç oluyorum.’