Yeniliğin cazibesi tıpkı bir elbise gibi, azar azar sıyrılıp düşerek, ihtirasın hep aynı şekilleri ve aynı lisanı olan o ezeli yeknesaklığını çınlçıplak ortada bırakıyordu.
Siz benim gönlümde, yüksek, sağlam ve tertemiz bir mevkide, kaidesi üstünde duran bir Meryem gibisiniz. Fakat yaşamak için size muhtacım! Gözlerinize, sesinize, düşüncenize ihtiyacım var.
Şöyle nazikçe üç kopliman yapsan insanı çıldırasıya sevecek, hiç şüphe yok! Hem de ne şefkat gösterir! Ne dilber olur!.. Orası öyle ama, sonra başımdan nasıl atarım?