Neşeliyken kalbinizin derinliklerine bakın; sizi şu an neşelendiren şeyin eskiden kederlere boğduğunu göreceksiniz. Kederliyken de bakın yüreğinize, eskiden sizi mutlu edenler için ağladığınızı göreceksiniz.
İkisi de birkikte gelir evinize ve biri masanızda gelip sizinle otururken, diğerinin yatağınızda uyuduğunu unutmayın.
Niçin hep onu düşünüyor, niçin o geliyordu gözlerinin önüne? Uykuda, düşte hep o vardı. Her nereye baksa onu görüyordu. Kime, neye dokunsa, önce ona dokunuyordu. Bir hoş olmuştu.
Gülbahar Ahmed'i çok eskilerden tanır gibiydi. Sanki birlikte doğmuşlar, birlikte büyümüşlerdi. Öylesine aşinalık duyuyordu ona... Belki düğünlerde derneklerde, yaylada, avda... Belki belki, kim bilir. Düşlerinde görmüştü belki de... Öylesine bildik, öylesine yakın.