Çünkü o, bir milli kurtuluş hareketinin askeri, siyasi ve sosyal tam numunesini vermiştir. Üniformaların, şekillerin içinde değil, milletin sinesinde kalmasını bilmiştir. Çünkü halktan çıkmak, fakat halkta kalmak, bir lider ve bir inkılap nesli için meziyetlerin, hakikaten en büyüğüdür. Ancak böyle bir lider ve böyle bir nesildir ki, inkılap ve tekamülde halka rehber olabilir.
Sayfa 393 - Remzi Kitabevi, Yirmisekizinci Basım, İstanbul, Haziran 2014.
İkinci Dünya Harbinde ise Türkiye'nin hali, Birinci Dünya Harbinin, bu unutulmaması lazım gelen imkansızlıklarıyle elbette ki mukayese edilemezdi. Her şeyden önce, arada bir Atatürk devri yaşanılmıştı. Bu devrin ve bizzat Atatürk'ün varlığının verebileceği imkanlar layıkıyle değerlendirilememiş olabilirdi. Ama devrin yarattığı nefis itimadı, devlete inanış fikri, memleketin havasına hakimdi. Devlet idaresi de aydın kadro bakımından eski Osmanlı Türkiyesi'yle mukayese edilemeyecek kadar güçlüydü.
Sayfa 387 - Remzi Kitabevi, Yirmisekizinci Basım, İstanbul, Haziran 2014.
Baştanbaşa yaya olarak geçtiğim Anadolu'nun akıl almaz sefaletini görmüştüm. Yollarda ve cephede Anadolu toprağını ve insanını tanımıştım. O zaman Anadolu'da, Adana ve İzmir'deki birkaç derme çatma tesis bir tarafa bırakılırsa, tüten tek baca, dönen tek motor, yanan tek ampul, adına şuse denilebilecek tek kilometre yol yoktu. Yiyeceğimiz, giyeceğimiz, kullanacağımız, şekerimiz, ilacımız, silahımız dışardan geliyordu. Hatta bunların bedelleri, birkaç parmakla sayılır ihraç mallarımızdan ziyade, yabancı memleketlerden yapılan istikraz paralarıyle ödeniyordu.
Sayfa 386 - Remzi Kitabevi, Yirmisekizinci Basım, İstanbul, Haziran 2014.
Harbin ne olduğunu ve sulhün değerini bilmek, hem yurtta, hem cihanda sulhü istemek, Atatürk'ün Türk zihniyetine kazandırdığı bir Atatürk sulhü, bir ruh dengesidir. Bu halin Türk tarihinde daha önce devamlı bir misali yoktur.
Sayfa 385 - Remzi Kitabevi, Yirmisekizinci Basım, İstanbul, Haziran 2014.