Armağan Aslıhan Yılmaz

Armağan Aslıhan Yılmaz
@ada3509
"Haziran Döngüsü" adlı kitabın yazarı...
Öğretmen
5 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·408 syf.··
2021 3. kitabı
İnsanın karşısına zevkle okuduğu, hem bir an önce bitirmek istediği hem de bitmesin diye ağırdan almaya çalıştığı çok az kitap çıkıyor. Bitince damağında tat bırakan, ileride yeniden okumak için kendine söz verdiği, kitaplığında artık sana dostça gülümseyecek olan... Kirke de benim için bu kitaplardan biriydi. Yaklaşık 4 günde bitirdim. Bazı kısımları tekrar, tekrar okudum. ----- küçük bir miktar spoiler içerebilir----- Mitolojik bir karakter Kirke. Güneş tanrısı Helios'un kızı. O da annesi ve babası gibi bir ölümsüz, bir tanrı. Çocukluk ve ergenlik yıllarında sessiz, içine kapanık, sönük bir karakter. Gücünü keşfettikten sonra ise babasıyla Zeus'un yaptığı anlaşma sonucunda bir adada sonsuza kadar sürgün hayatı yaşamaya mahkum ediliyor. Çünkü tanrılar onun gücünden korkuyor. Kirke adasında kendi içsel yolculuğu boyunca gitgide aslında olduğu güçlü, dik başlı, isyankar, zaman zaman acımasız fakat sevdiklerine karşı aşırı korumacı olan tanrıçaya evriliyor. Kitap boyunca doğumundan başlayıp, ilk yıllarını ve sonrasında adaya gelip giden konuklarla yaşadıklarını okudukça Kirke'ye birçok yönden hayran kaldım. Fazla ipucu vermeden yüzeysel anlatmaya çalıştım kitabı. Mitoloji severlere mutlaka öneririm... "Yüreklerimizde gerçekte ne olduğu bilinseydi kaçımız affedilirdi?" "Yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır, yıldızların senede bir defa yeryüzüne sürünüp geçmesi gibi." "... mühürler balmumuna nasıl bastırılırsa yüzünü işte öyle zihnime bastırdım." "“İlaçları laf olsun diye sattığını söylemişti. Yeterince zaman verirseniz yaraların çoğu kendiliğinden iyileşir diyordu.”
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Reklam
Yüzyıllık yalnızlık kitap yorumum
Puan vermedi·464 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Yüzyıllık yalnızlık kitabı belki dört beş yıldır kitaplığımda bekleyen ama benim kendimi okumaya hazır hissetmediğim, ertelediğim bir kitaptı. Annem "Bunu merak ediyorum okuyabilir miyim?" deyince kıymete bindi tabi kitap :) Ben okuyup sana getiririm dedim ve geçen hafta okumaya başladım. Bir haftadır soluksuz okuyorum diyebilirim. Her boş anı okumak için değerlendirdim. Aslında 461 sayfalık bir roman ama hiçbir cümlesini kaçırmadan, es geçmeden okumak istediğim için sanırım aheste aheste okudum. Okumayı bitirdiğim bugün damağımda çok güzel tatlar bırakarak raftaki yerine döndü. Öncelikle bizimle benzerlikleri olduğu kadar farklılıkları da olan bir kültürü anlatıyor roman. Macondo adlı hayali bir köyde geçiyor. Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez, çocukluk yıllarında büyükannesinden dinlediği öyküler üzerinden şekillendirmiş kitabı. Büyükannesinin ölümleri, doğumları, olağanüstü olayları anlatırken kullandığı o sade ve abartısız dilin, soğuk üslubun etkisini keşfedip romanı da o üslupla yazmış. Bu yüzden olsa gerek gerçekten de bir asırlık çınardan eski hikayeler dinliyormuş hissi uyandırıyor insanda. Buendia sülalesinin kuşaklar boyu yaşantıları, doğumları, ölümleri, dramları ve karakterler arasında aktarılan davranışlar, alışkanlıklar ustalıkla anlatılmış romanda. Benim için en keyifli yan, başta yer alan soyağacındaki kişileri, kilitli kutuları açar gibi birer birer keşfetmek, tanımak oldu. İlk etapta isimleri tanımak, kimin kim olduğunu algılamakta zorlansam da sonradan durumu çözüp aile bağlarını hafızadan sayar oldum :) Bazı yerlerinde kahkaha atmama neden olan mizah unsurları vardı ki kütüphane de bile dayanamayıp sesli gülmeme neden oldu. Bunun yanında kitaptaki siyasi unsurlar da ilk kez duyduğum ve gerçekten çok acı tarihsel olaylardı. Örneğin
Edebiyat
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma