8/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Efsuncu baba,büyü, tılsımla uğraşan define aramak, madenleri altına çevirmek, yıldıznamelerden âlemin sırrını çözmek heveslerine kapılmış bir zattır.Bütün hayatı batıl inançlardır.Bütün adımlarını inandığı hurafelere göre atar. Eline bir kitap geçer bu kitapta güya İstanbul'un bütün defineleri şifreli halde yazmaktadır.Defineyi bulmak için tılsımı kaldırması gereklidir.Güya bu tılsımın anahtarı Binbirdirektedir ve kendisine yardımcı olacak insan suretinde 2melek bulması gerekir.Bunlarda Agop ile Kirkor isminde iki ermenidir.Agop ve Kirkor çocukluktan beri arkadaştır.İkisi de binbirdirek sarnıcında ipekten iplik eğirirler.Sarnıca hergün tuhaf görünümlü birisi gelmektedir.Duvarlara işaretler çizip garip hareketler yapmaktadır.Agop ile Kirkor bu adamla tanışırlar bu kişi sonradan Efsuncu baba diye hitap ettikleri Ebulfazl Enveridir.Efsuncu baba bunları kitapta yazan Mahur ve Lahur ismindeki melekler sanar ve defineyi çıkarmak için kendisine yardım etmelerini ister. Agop ve Kirkor da kısa yoldan zengin olmak ve hazineyi bulmak için peşine takılarak komik ve garip bir maceraya atılırlar.Aslında bütün hikaye Efsuncu Babanın kızı Mevlüde'nin Nurullah Hasip adlı bir gençle evlenmesi üzerine kurulmuştur.Tüm bu oyunu Nurullah Hadip tertiplemiştir.Maalesef hala günümüzde kısa yoldan köşeyi dönme ve mucize bekleme, tılsım, büyü olayları devam etmektedir.Hüseyin Rahmi Gürpınar dönemin olaylarını kendine has tarzıyla komik bir dille anlatmıştır.Hem düşündüren hem güldüren bir hikaye.Her ne olursa olsun cahilliklerle savaşmanın yolu akıl ve bilimdir.
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202010,9bin okunma
Bu nasıl karakter bu nasıl final SPOİLER
7/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
her şeyden önce değişen P.O.V sistemini beğendim ama dört bakış açısında kalmak biraz yetersiz olmuş son savaşta nyxin bakış açısından cyra ve ronan ile olan dövüşleri görmek isterdim hazır nyxden konu açılmışken başka bir konudan devam edelim ilk kitaptan beri gördüğümüz tanıdığımız sevdiğimiz gelişimine şahit olduğumuz bir karaktere bu son uygun mu gerçekten, yazar sanki "ya, ben bir final savaşı yazıyorum birilerini öldürüp dram yaratmalıyım" Demiş gibi ne olduğu belirsiz bir karakter ile gelip boş yere hiçbir işlevi olmayan bir ölüm yaşadı nyx, ölmeseydi eğer hiçbir şey değişmezdi her neyse biraz daha bu konu hakkında konuşmaya devam edersem buraya sığmaz gelelim başka bir meseleye, lin konusuna bu kitabın elimizde dört ana karakteri var diğer üçünün zaten tamamen onlara ayrılmış koskoca kitapları var yani yaşayacakları gelişimleri tamamlamışlar bu kitapla artık hikayelerine bir nokta koyacağız ama lin öyle değil biz lin ile yeni tanıştık ondan bir gelişim bekleriz yok geldiğinde neyse gittiğinde de oydu karakter hiçbir gelişim göstermedi sözde gösterdiği fiziksel gelişim ise bana gram geçmedi andros ile aralarında olan şey ise aşırı muğlak bırakıldı kardeş siz nesiniz neden böylesiniz gram cevap yok tam diyoruz aha bişey olacak tak ikiside ölüyor yani lin konusunda azda olsa bir gelişim okuyup dahada bağlanmak isterdim özgüvenine yersiz diyenler olmuş ama diğer karakterlere göre daha farklı psikolojideki bir karakter okumak güzel hissettirdi en sevdiğim karakterler ise kesinlikle irithel ve euria irithelin aradan geçen 7-8 yılda geçirdiği devasa gelişim hoşuma gitti baya, okurken gururlandım o derece eurianın ise kafasındaki sesler ikilemler aldığı fevri kararlar aşırı hoşuma gitti güç ve hırsın insanı nasıl parçaladığının canlı örneği bildiğin, drystan ve zaiden
Edebiyat
Diyarların YazarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 202673 okunma
Reklam
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 51. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:49
#okudumbitti YAZAR: MEHMET RAUF YAYIN: PUSLU YAYINLARI Herkese merhabalar bugün sizlere Mehmet Rauf'un kaleminden çıkan genç kız kalbi adlı eseriyle geldim. Yazarı daha önce Eylül adlı eseriyle tanıyordum fakat yazarla ilk kez bu kitapta tanıştım ve Pervin'in hikâyesi uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir hikâye oldu. Şimdi gelelim konusuna. Pervin, hayata ve aşka dair tertemiz hayalleri olan, ince ruhlu bir genç kız. Büyük umutlarla geldiği İstanbul'da ise hayallerindeki dünyayı bulamıyor. Çünkü ne şehir onun düşlediği kadar güzel ne de insanlar onun kalbi kadar zarif. Etrafında gördüğü ilişkiler ve evlilikler, onu ruhuna dokunabilecek gerçek bir aşkı aramaya daha da fazla itiyor. Kitap boyunca en çok Pervin'in yalnızlığına üzüldüm. Kalabalıkların içinde bile kendini ait hissedemeyen, anlaşılmayı bekleyen bir genç kadının sessiz kırgınlığı sayfalara çok güzel yansıtılmış. Ayrıca kadın olmanın zorluklarına dair yapılan tespitler de aradan geçen zamana rağmen hâlâ düşündürücü. Ve sonra Behiç Bey... Pervin'in kalbini heyecanlandıran, ona umut veren adam. Ancak Pervin'in hayallerini süsleyen bu aşk, zamanla büyük bir hayal kırıklığına dönüşüyor. Onunla birlikte ben de umutlandım, onunla birlikte hayal kırıklığı yaşadım. Bu kitap benim için sadece bir aşk hikâyesi değil; hayallerle gerçeklerin çarpıştığı, insanın kalbinde buruk bir iz bırakan Pervin'in hikâyesiydi. #ALINTILAR Düşünmüyorlar ki kader, bizim kendi hareketlerimizin yanlışlığına kendimizin verdiği bir isimdir. Ben de dünyada en büyük mutluluğun yalnızca sevmek ve sevilmekte olduğuna İnanırım. " Çünkü yaşamak için hayat lazımdır, hayal değil!"
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Puslu Yayıncılık · 202410,1bin okunma
8/10
·72 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:30
Uzunca bir süre oldu sanırım bu kitap radarıma gireli. Nihayet okuma fırsatı buldum, zaten incecik bir kitap. Bir oturuşta bitirmek mümkün. Kitabın adında da geçen Bayan Ming, Çin'de erkekler tuvaletinde çalışan yaşlı bir kadın. Kitabın anlatıcısı konumundaki yabancı adam onunla başta Çince pratik yapmak için konuşmaya başlıyor ama kadının on çocuğu olduğundan bahsetmesi durumu değiştiriyor. Zira Çin'de o sırada ve uzun süredir tek çocuk politikası yürürlükte. Kadın her anlattığı çocuğunun ilgi çekici hikayeleri ile bir gerçek bir yalan gibi gelen bir hayat hikayesi.
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
Spoiler İçerir!
Puan vermedi·324 syf.·
2026 15. kitabı
Thomas Mann’ın bu öykü külliyatının kapağını kapattığımda masada kalan şey, alelade hikayeler değil; insanın bu sonlu dünyadaki o en büyük paradoksunun cerrahi bir titizlikle incelenmesidir. Öykülerin bütününde yükselen o ortak çığlık; toplumun, kuralların ve beklentilerin yarattığı parmaklıklar arasında uysallaştırılmaya çalışılan insanın, içindeki o kor gibi yanan vahşi arzularıyla verdiği hayatta kalma mücadelesidir. ​Thomas Mann, her bir öyküde insan ruhunun bir başka odasını ve o odanın nasıl birer zindana dönüştüğünü karakterleri üzerinden bize gösterir. Johannes Friedemann, dış dünyanın acımasızlığına karşı sanattan ve doğadan sahte bir kale inşa eden ama bastırdığı o devasa insani tutkuyla yüzleştiği an savunma mekanizmaları unufak olan bir adamdır. Onun trajedisi, toplumsal bir aşağılanma karşısında o yapay dengenin tamamen çökmesidir. Gardırop Hikâyesi’ndeki Albrecht Berlin ise modern dünyanın, zamanın ve toplumsal rollerin yarattığı boğuntudan kaçmak için düzeni temsil eden treni terk eden; gerçek dünyada bulamadığı lekesiz estetiği siyah bir gardırobun karanlığındaki masallarda arayan şizoid bir kaçışın temsilcisidir. Tristan öyküsündeki Detlev Spinell ise eylemsiz, ürkek ve kibirli bir elitizmi gösterir. O bir aşık değildir; kırılgan bir kadının trajik güzelliğini kendi zihinsel fantezisi için malzeme yapan bir estetik asalağıdır. Kadını ölüme kışkırtır ama hayatın o kaba, gürbüz gerçekliği karşısında arkasına bakmadan kaçacak kadar korkaktır. ​Külliyatın en olgun omurgasını oluşturan Tonio Kröger, ne tam bir burjuva ne de tam bir sanatçı olabilmiş, iki dünya arasında asılı kalmıştır. Sıradan insanların o saf, tasasız neşesini içten içe arzular ama zihni o toplumsal parmaklıkları bir kez gördüğü için o kalabalığa katılamaz. Yapabilecekken yapmamak onun
Seçme ÖykülerThomas Mann · Sabah Yayınları · 073 okunma
Reklam
Reklam