"...Hiçbirimiz sütten çıkmış ak kaşık sayılmayız deyim yerindeyse. Hele de ben. Öldürüyor beni bu ikiyüzlülük. Televizyondaki kırık sanatçıları herkes bayıla bayıla seyrediyor. Ama kendi çocukları öyle olacak diye kafayı yiyor aynı insanlar. Kendi gözlerimle gördüm, Ayasofya'nın önünde kadının biri elinde bir pankartla duruyordu: Sonumuz yakın, depremler olacak: Fahişelerle ve translarla dolu bir şehir Allah'ın gazabını hak eder!
Kadına bak. Bize takmış kafayı. Ulan senin kendi kocan, kardeşin, baban oğlun değil mi bizi ziyaret eden? Onlara niye laf söylemiyorsun? Kadın kadının kurdu olduğu müddetçe iflah olmayız. Ne gelir elden!.."
"...O saygıyı, başka kimselere ait olmayan bir toprak parçacığıymış gibi sahiplenirdi, içine bir umut tohumu ekerdi. Bir gün bir şekilde yeşerip çiçek açabilecek minicik bir başlangıç..."
Ben sadece bir öğretmenim!
Sadece elini değil, onun geleceğini tutuyorsun Yalnız aklına öğretmiyorsun, kalbine de dokunuyorsun
Sadece gözlerinin yaşlarını silmiyorsun, içindeki ruhu da besliyorsun
Onların ne olacağında senin payın çok büyük
Onlarla bir dakika geçirmiyorsun, ömür boyu sürecek anı oluşturuyorsun
Sen gittikten sonra onlarda yaşayacaksın
Ne muhteşem bir gücün olduğunu aklın hiç
bilemeyecek
Bu dünyada etkin hiç bitmeden sürecek,
sürecek, sürecek
"Ben sadece bir öğretmenim!" demek mümkün
değil,
Sen sözlerin anlatamayacağı kadar büyüksün Öğrencinin sana bakışında kim olduğunu,
Öğrencinin sana gülümseyişinde ne ifade ettiğini anla!
Sadece elini değil, onun geleceğini tutuyorsun
Yalnız aklına öğretmiyorsun, kalbine de
dokunuyorsun
Sadece gözlerinin yaşlarını silmiyorsun, içindeki
ruhu da besliyorsun
Onların ne olacağında senin payın çok büyük!