📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
kitap, yazarın 1920 yılı viyana halk enstitüsü konferanslarından oluşuyor. kitapta anlatılanlar, adler’in “bireysel psikoloji” kuramını destekler nitelikte. adler, her ne kadar freud’un görüşlerine karşı çıkmış olsa da kuramındaki gibi bu kitapta da zaman zaman freud’un düşüncelerinin etkilerini gözlemleyebiliyoruz.
kitabın en beğendiğim yönlerinden biri belki de adler’in insanla ve yaşamla ilgili her konu hakkındaki düşüncelerini içerisinde barındırıyor olması. aşağılık kompleksi, beraberinde getirdiği üstünlük çabası; cinsiyet farklılıklarının kişiye yükledikleri, farklı cinsiyetteki insan ilişkileri; duygular, rüyalar, hayaller; çocukluk dönemi yaşantıları; içgüdüler; karakter, mizaç.. kısaca; adler’i anlamak için tek başına yetebilecek bir kitap.
adler’in kitaplarındaki en önemli şeylerden biri de düşüncelerini aktarım şeklindeki farklılık ve buna karşın anlaşılırlığındaki açıklık. çok önemli konular hakkında düşünüp fikirler üretirken bu fikirleri sanki bir arkadaşla konuşuyormuşçasına basitçe anlatıyor aslında.
kitabı okurken pek tabii bireysel psikoloji kuramının da nasıl bir kuram olduğunu anlıyoruz. bireysel psikoloji –adler’in ifadesiyle-; insan davranışını belirli bir gayeye ulaşmak için gösterilen çabanın, organizmanın kalıtımla geçen temel imkanları üzerinde yaptığı etki sonucunda ortaya çıkan belirli bir ilişkiler sistemi imiş gibi görmek ve anlamaktır.
İnsan Tabiatını TanımaAlfred Adler · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20247,7bin okunma
"ben her zaman, belki pek çok erkekten daha fazla, kadın bedenine hayranlık duymuşumdur. hayır, yalnızca hayranlık duymak değil, onu her türlü nedenin ötesinde bir düzeye ve hedefe yüceltmiş, idealleştirmiş, karşısında adeta kendimden geçmişimdir. şişman kadınlara, benim arzumun kutsallığına saygısızlık ettikleri, aziz tuttuğum her güzel çizgiyi şişirip kötüye kullandıkları için mi içerliyorum?