“İnsanlar 'kötü'yü anlamak ister. Beyhude bir istektir. Kötülük gökkuşağı gibidir. Ne kadar yaklaşırsan o kadar uzaklaşır. Kötü anlaşılamadığı için kötüdür ya zaten!”
''İnsan zaman denen parmaklıkların arkasına kapatılmış bir suçlu. Demansa yakalanmış insan duvarların gitgide daraldığı hapishaneye kapatılmış bir suçlu. Duvarlar gittikçe daha da hızlı daralıyor. Nefesim kesiliyor.''
Yetmişli yaşlarındaki Kim Byeongsu bir veteriner, aynı zamanda bir seri katildir. On altı yaşında işlediği ilk cinayetinden sonra, kırk beş yaşına kadar devam eder cinayetlerine. Cinayet işlediği yıllar boyunca tutuklanmamış Kim Byeongsu, herkesin 'casus' olarak etiketlenebileceği, birbiriyle bağlantısı olmadığı düşünülen sıradan cinayetler kabul edilmiş işledikleri, farklı farklı kişiler şüpheli olarak tutuklanmış. Yetmişli yaşlarına geldiğinde ise, yirmi beş yıldır kimseyi öldürmemiş, şiir yazarak hayatına devam eden ve kendisine Alzheimer teşhisi konulmuş sıradan bir insandır. Gün geçtikçe hafızası zayıflar, geçmiş, şu an ve gelecek silikleşmeye, karmaşıklaşmaya başlar. Ancak kimseyi öldürmeden geçen yirmi beş yılın ardından, ölmeden önce yapmak istediği tek bir şey vardır; kızı Inhi'ye zarar vereceğinden şüphelenen Cute Bak'ı öldürmek, zira kasabada ortaya çıkan ve gece vakti genç kadınları öldüren seri katilin Cute Bak olduğunu düşünür. Böylelikle kızını korumak onun tek amacı haline gelir.
Kitap adında olduğu gibi Kim Byeongsu'nun güncesi, hafızası silikleştikçe anlatımı da karmaşıklaşıyor. Bazen kısa kısa cümlelerle, bazen uzun paragraflarla dolu anlatımı karakterin beynindeki karmaşayı başarılı bir şekilde aktarıyor bize. Ama bir yandan da unutmamak gerekiyor ki, birkaç dakika sonrasını bile unutan bir Alzheimer hastasının anlatımına güvenmek oldukça zor. Kitabın sonu ise adeta bir ters köşe, kitapta ilerledikçe tahmin edebileceğimi düşünsem de beni oldukça şaşırtan bir şekilde ilerledi kitap. Güney Kore edebiyatının çağdaş yazarlarından sayılan