Aradan geçen yıllar bizleri farklı insanlar yapmıştı. Zaman içinde hiç kimse aynı kişi olamazdı. Evliliklerde de böyleydi bu. İnsanlar biriyle evleniyor ve bir süre sonra zamanın değiştirdiği, bambaşka bir adam ya da kadın yaptığı o kişiyle hayatlarını geçirmek zorunda kalıyorlardı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Anadil öyle bir şeydi ki aynı şeyi başka dilde söylediğinde bütün anlamı, rengi, kokusu yitip gidiveriyordu. Düşmanımla paylaştığım en önemli şeydi bu. Bir varlık yokluk meselesi.
1980'lerin Türkiye'sinde yaşanan sağ - sol çatışmalarının yarattığı kaos ortamında ülkeden kaçıp başka ülkelere sığınan pek çok insandan birinin hikayesi, Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm. İstanbul'dan Stockholm'e gelen Sami Baran'ın öyküsü. Yaşadıklarının ağırlığıyla hastaneye yattığı bir dönemde Stockholm'e gelme sebebi olan insanla karşılaşması ona kaçtığı geçmişini bir kez daha hatırlatıyor. İntikam duygusu bütün canlılığıyla kendisini sarmışken bir yandan da geçmişinin getirdiği duygularıyla yüzleşiyor. Zülfü Livaneli'nin 1974 yılında Stockholm'de yazmaya başlayıp tam 25 yıl sonra bitirdiği ve son halinin üzerinde de pek çok değişiklik yaparak yeniden okuyucuya sunduğu bu kitap, Sami Baran'ın yazar dostunun anlatımıyla başlıyor, sonrasında Sami Baran'ın kendi el yazmalarının araya girmesiyle sürüyor. Bu ikili anlatımı ben oldukça sevdim, bir yandan sadece arkadaşına anlattığı kadarını görürken hemen arkasından hikayenin ta kendisini okumak daha da etkileyiciydi. Uzun süredir okumak istediğim bir Livaneli kitabıydı, bu isteğimi de haksız çıkarmadı. Akıcı ve sürükleyici anlatımı, hikayenin çarpıcılığı muazzamdı.
Ben de ülkemden nefret ederek ayrılmıştım ama aradan geçen onca yıldan sonra anlıyordum ki hiç kimsenin toprağından tamamen kopmasına imkan yoktu. Ağaçlar, bitkiler gibi o toprağa dikilmiştik. Sürgünün en kötü yanı da buydu. Doğaya aykırıydı sürgün. Bu yüzden hepimiz perişan olmaya yazgılıydık. Mutlu sürgün yoktu ve olamazdı.