John Lennon
“Böyle sosyalleşmelerden hep nefret ettim. Gitmek zorunda olduğumuz bütün o korkunç etkinliklerden, sunumlardan. Hepsi sahte. Bütün o etkinliklerin ve oralardaki insanların içini görebiliyordum. Onlardan nefret ediyordum. Belki birazı da sınıf meselesiydi. Hayır,değildi. Sebebi gerçekten sahte olmalarıydı.”
Chorus:
“Faustus is gone: regard his fellish fall,
Whose fiendful fortune may exhort the wise
Only to wonder at unlawful things,
Whose deepness doth entice such forward wits
To practise more than heavenly power permits.”
“Şiir okunmak içindir, kitaba girdi mi ölür” diyor Federico Garcia Lorca. Bu yüzden de şiirlerini ve oyunlarını Madrid’de farklı yerlerde gezerek ortaçağ şairleri gibi kendi okuyordu.
Aylar önce dinlediğim bir radyo programında tanıdım Garcia Lorca’yı. Onun hakkında duyduklarım; Salvador Dali, Picasso, Manuel de Falla gibi büyük sanatçılarla olan ilişkisi beni çok etkilemiş ve heyecanlandırmıştı. Ardından ilk karşılaştığım bu kitabını aldım, kapağını büyük bir heyecanla açmıştım fakat yarım kaldı. Bitirmek bu zaman nasip oldu da neden bunca zaman erteledim demeden de edemedim. Şiirleri o kadar edebi, o kadar derin, o kadar duygulu ki her şiirini okurken “wow” demekten alıkoyamadım kendimi. Garcia Lorca hakkında iyice araştırıp okuduktan sonra daha çok anlam kazandı yazdıkları. Genellikle acı, ayrılık, ölüm hakkında yazmışken; aynı zamanda 20.YY İspanyasını, yaşadığı Granadasını, Granada’nın Franco rejimi altında kaldığı dönem sessizliğini, Çingelerini ve Granada’nın portakal ağaçlarını da sıklıkla yansıtmıştır şiirlerine.
Federico Garcia Lorca 20.YY İspanyası’nın en büyük şairlerindendir. Aslında yaşadığı dönem İspanya’nın karanlık yıllarıdır. O dönemlerde milliyetçi dikdatör Franco ile seçimle hükümet olan cumhuriyetçiler arasında bir iç savaş yaşanmış ve Franco’nun galibiyetiyle 1975’e kadar sürecek olan bir rejim başlamış bu da o dönem sanatçılarını çok olumsuz etkilemiştir. Çoğu sanatçı Franco baskılarından kaçmış ve ülkeyi terk etmiş; Lorca, Granda’ya tehlikeli olduğunu bilerek, ölümü göze alarak geri dönmüştür. Hem milliyetçilerin baskısı hem de homoseksüel olması Granada’daki hayatını her ne kadar zorlaştırsa da orada kalmaktan asla vazgeçmemiş. Şiirlerinde ve oyunlarında da tüm bu karanlık dönemi, İspanya’daki karışıklığı yansıtmıştır.
Daha önce saat beşte