Konusu: Halkına çip takılan Altairon isimli bir ülke var. Askerlerinde bile üst düzey çiplerin olduğu ve bütün ülkenin gece-gündüz dronlar ile izlediği bu ülkede Rose isimli bir kadının geceleri halka kitaplar dağıtmasını konu alan bir kitap. Dağıttığı kitaplar ise, sistemin yani yönetimin ülke genelinde yasakladığı yazılar ve ciltli kitaplardır.
Bir de bu ülkede sisteme karşı olan ∆-4 (delta-4) isimli bir çete vardır ki; sistem bu çeteyi bir türlü çökertememiştir. Rose'nin yolu bir gün bu çeteyle kesişir ve çeteye dahil olur. Birlikte yeni planlar kurulur. Aynı zamanda sistem tarafını tutan ve sistemi destekleyen Kael Addison isimli bir adamla da, düşmandan aşka başlayan bir romantizmi anlatır.
Sessizliği delmenin tek yolunun cesaret olduğu, zihinlerin bile bir şekilde zincire vurulduğu bir ülkede yaşamak ne kadar zordur bir düşünsenize? İnsanların beyninde çip olduğu ve yönetimdekilerin halkı ezdiği bir ülke...
Sizce bütün bunlara başkaldırarak geceleri yönetimin yasakladığı kitapları insanlara dağıtan Rose, görevinde başarılı olabilecek mi?
Peki ya bunca savaşın içinde, nefretten doğan bir aşk? İşte o, bu ülkenin karanlığını aydınlatacak tek ışıktı.
Başta her şey güzel gitse de, bazı bedellerin ödenmesi gerekiyordur. Ve aşk, bu bedelin ödenmesi için hayatını bir kumar masasına koymaya yetecektir.
Türü distopyadır. Bütün hakları bana aittir. Ve bu kitapta geçen her kurum ve kuruluş hayal unsurudur.