Son Kamelya, Sarah Jio’nun geçmiş ve şimdiki zaman arasında köprüler kuran, içinde sırların, aşkın ve gizemin harmanlandığı, okuyucuyu büyüleyici bir atmosfere sürükleyen popüler tarihi romantik romanlarından biridir. Yazar, alametifarikası olan iki farklı zaman dilimli anlatım tarzını bu kitapta da başarıyla kullanır.
Hikaye, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, 1940 yılında İngiltere’deki gizemli Livingston Köşkü’nde başlar. Flora Lewis adındaki Amerikalı bir fırıncının kızı, ailesinin maddi sıkıntılarını çözebilmek için bir casusluk teklifini kabul eder. Görevi, köşkün bahçesinde bulunan ve dünyada sadece orada kaldığına inanılan, çok nadide bir çiçek olan pembe kamelya türünü (Middlebury Pembesi) bulup çalmaktır. Ancak Flora, köşkün içine girdikçe buranın sadece çiçeklerle değil, geçmişten gelen karanlık sırlar ve açıklanamayan cinayetlerle dolu olduğunu fark eder.
Diğer taraftan, günümüzde (romanın yazıldığı döneme yakın bir şimdiki zamanda) Addison adında bir peyzaj mimarı, geçmişindeki bazı acılardan ve sırlardan kaçmak için eşiyle birlikte aynı köşkü satın alır. Addison, köşkün bahçesini restore etmeye çalışırken, onlarca yıl önce gizlenmiş olan bu kamelya hikayesinin ve Flora’nın geride bıraktığı gizemli izlerin peşine düşer. İki kadının kaderi, yıllara meydan okuyan bu nadide çiçeğin etrafında düğümlenir.
Sarah Jio’nun akıcı, romantik ve merak uyandırıcı dili sayesinde Son Kamelya, bir yandan hüzünlü bir aşk hikayesi sunarken diğer yandan okuyucuyu son ana kadar süren bir sırrın peşinden koşturur. Tarihi dekorları, botanik ögeleri ve dramı seven okurlar için oldukça sürükleyici bir başucu kitabıdır.