AdemYıldırım

AdemYıldırım
@adem_yldrm
...
Bagajsız Yolcu
Puan vermedi·98 syf.·
2024 36. kitabı
Jean Marie Lucien Pierre Anouilh (1910-1987) orijinal adı "Le Voyageur Sans Sagage" adlı beş perdelik tiyatro eserini 1937 yılında yayımlamıştır. 1968 yılında Milli Eğitim Basımevi tarafından Zehra Ağralı'nın çevirisiyle Fransız Tiyatro Serisi içinde ülkemizde yayımlanmıştır. 1. Dünya Savaşından dönen, hafızasını kaybetmiş Gaston'un ailesini araması konu edinmektedir. Gaston'un "Eşyasız Yolcu" olması aslında hafızanın insanlara yüklediği ağırlıklardan azade olmasını ifade etmektedir. Çocukluk ve gençlik yıllarında yaptığı hatalarını öğrendikçe "hafızasız" olmasından memnun olan ve tüm geçmişinden tamamen kurtulmak isteyen biridir artık Gaston. Kişiliğimiz de dahil olmak üzere, tüm geçmişimiz geleceğimizi bir tür ipotek altına almaktadır. Hafıza kaybı yaşamak tüm olumsuzluklardan kurtulma anlamında fena bir şey olmasa gerek. Mizahi üslupla yazılmış, güzel bir eser.
Eşyasız YolcuJean Anouilh · MEB Basımevi · 196816 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çömez
Puan vermedi·368 syf.·
2022 183. kitabı
Paul Charles Joseph Bourget (1852-1935), Çömez/Le Disciple adlı romanını 1889 yılında yayımlanmıştır. Paul Bourget, ülkemizde ilk dönem aydınları tarafından takip edilen, bilinen bir yazardır. Roman, tezli roman türünde yazılmıştır. Olaylar 1887 yılında, Fransa'da geçmektedir. Andrien Sixte adlı pozitivist ve ateist bir bilgin teoloji, psikoloji ve felsefe alanlarında çalışmalarıyla tanınmaktadır. Andre Sixte'nin Robert Greslou adında bir hayranı (çömezi) bir cinayetle itham edilmektedir. Sanığın annesinin ısrarı üzerine dava sürecine dahil olur. Çünkü sanık ısrarla konuşmamaktadır. Çömez eğer bir suç işlediyse bunu Andre Sixte'nin görüşlerine inandığı için ya da bu bilgileri kullanarak yapmış olmalıdır. Robert Greslou, -tam da bilginimizin görüşlerine uygun bir şekilde- çocukluğundan başlayarak onu belirli şekilde davranmaya iten nedenlerin ve doğal ihtiyaçlarının etkisi ile yapmıştır ne yaptıysa. Kötü niyet yoktur, çünkü "iyi ve kötü" zaten yoktur, ancak strateji vardır! "Zaten ilk yalanımla yüreğini oynatmıştım, bundan faydalanarak daha bir sürü yalanlarla onu sarmak, sonunda da acındırarak kendimi sevdirmek istiyordum." (s.193) Ama mesele o kadar da basit değildir; "İnandığım doktrinler. bildiğim gerçekler, hatta zekamın özünü meydana getiren inançlar bana vicdan azabını insan hayallerinin en budalacası diye kabul ettirmekle beraber yine de vicdan azabı çekiyorum." (s.329) Andrien Sixte yazdıklarıyla çömezi üzerinde dolaylı olarak da olsa gerçekten etkili olmuş mudur? Eğer öyleyse yani sonuçta bize acı bir meyve veren ağacı niye yetiştirelim? Roman, Batı Edebiyatında bilim ve ahlak ilişkisini konu edinmesi itibariyle önemli bir yere sahip.
Edebiyat
ÇömezPaul Bourget · Milli Eğitim Basımevi · 19532 okunma
Puan vermedi·140 syf.·
2022 128. kitabı
Andrey Beliy (Andrei Bely) veya Biely mahlasıyla daha iyi bilinen Boris Nikolaevich Bugaev (1880-1934), deneme türü olarak kabul edebileceğimiz Glossolaila'yı 1917 yılında yayımlanmıştır. Glossolalia teriminin tıbbi anlamı; "1. Peltek konuşma, tam anlamıyla anlaşılamayan konuşma; 2. Dinleyenlere garip gelen kelime ve sözlerle belirgin konuşma, hayali konuşma", demektir."(1) "Glossolalia kelimesinin etimolojisine baktığımızda iki kelimeden oluştuğunu görüyoruz: Gr. glossa (dil) ve lalia (konuşma). Kelime ‘diller konuşma’ anlamına geliyor. Kişi genellikle vecd halindeyken bilmediği bir dilde kelimeler söyler veya kelimeye benzer sesler çıkarır. Burada dil ile konuşan özne ilişkisi tersine dönmüş gibidir. Yani normal şartlarda insan bir dil konuşurken, glossolalia denilen olayda, dilin insanı konuşturduğu söylenebilir; başka bir deyişle insan burada özne değildir, edilgin bir şekilde bir dilin seslendirilmesine aracılık etmektedir."(2) Andrey Beliy, Rudolf Steiner tarafından kurulan fizik ötesi fenomenleri, doğa bilimlerinin fizikî dünyayı araştırdığı ve tanımladığı kesinlik ve açıklıkta araştırmayı ve tanımlamayı hedefleyen bir ezoterik  akım olan antropozofiyi savunmaktadır.(3) Sudûr teorisine (Plotinos-adını anmaz ama) uygun bir şekilde VARLIĞIN kategorilerine karşılık gelen süreçlerinin merkezinde "ses" vardır. İncil ve Tevrat'ta yer alan yaratışın altı gününü bu temel üzerine açıklamaya çalışır. "Ses ürkütücü bir düşünce çığırır; ve orada bize bağırdığı şeyi kimse anlamaz; o sesin boğazın yarığından oraya nasıl sürüklendiğini çığırır." (4) Açıklamalarında Jakob Böhme'den (1575-1624) esinlendiğini (s.16) anladığımız yazar, "ses"in arkeolojisi ve metafiziği üzerine bir söylem oluşturmaya çalışmıştır. Örneğin: "-"a" sesi- beyaz, açık bir halde uçan; kolların
GlossolaliaAndrey Beliy · Yapı Kredi Yayınları · 20078 okunma
Kadının fendi...
Puan vermedi·253 syf.·
2022 123. kitabı
Enoch Arnold Bennett (1867-1931) Helen with a High Hand/Becerikli Helen adlı romanını 1910 yılında yayımlanmıştır. Roman komedi tadında psikolojik tür olarak görülebilir. Gerçekçi bir anlatımı vardır. Romanın başlıca karakteri olan Helen Rathbone ile üvey amcası James'tir. Kadın-erkek eşitliği ve feminizm tartışmaları çerçevesinde, geleneksel ve modern dünya arasında cereyan eden bir iktidar mücadelesi ana tema olarak karşımıza çıkmaktadır. İrade savaşlarının o derin ve hınç dolu dünyası mizah katılarak anlatılmıştır. "Kadının fendi erkeği yendi" sözünü hatırlatmakla birlikte, binlerce yılın ürünü olan geleneksel dünya bireyleri teslim alma da pek aceleci değildir.
Edebiyat
Becerikli HelenArnold Bennett · Kültür Bakanlığı · 20004 okunma
Puan vermedi·1358 syf.·
2021 363. kitabı
Tarih felsefesinin ve sosyolojinin kurucusu kabul edilen İbn Haldun 27 Mayıs 1332'de Tunus'ta doğdu. Asıl adı Abdurrahman'dır, Babasının adı Muhammed'dir. Dedesi Haldun'un adıyla İbn Haldun (Haldun oğlu) diye tanınmıştır. 1406 yılında vefat etmiştir. Eserini 1374 yılında tamamlamıştır. Mukaddime, tarih, tarih felsefesi, sosyoloji, hukuk sosyolojisi ve sosyal antropoloji ağırlıklı bir eserdir. İbn-i Haldun, Mukaddime'sinde kendisine kadar hiç kimsenin üzerinde araştırma yapmayı düşünmediği yeni bir alanı ve bu alana ait özel meseleleri konu almış ve yeni bir ilim kurmak istemiştir. Bu bilime "umran ilimi" (İlmü'l-Umrân) adını vermiştir. Bu yeni ilimin ele alacağı alan insanî umran, yani cemiyet hayatı ve onun belirli bir düzen içerisinde işleyişidir. Bir topluluğa kendini ait hissetme anlamında "asabiyet" temel kavram olarak ele alınmaktadır. Eser altmış iki bölümden oluşmaktadır. "Georgetown Üniversitesi Arap Dilleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Barbara Stowasser "Dünyanın ileri gelen büyük düşünürleri arasında yer alan İbn Haldun'un çeşitli tarihsel yorumlara yol açan kitabını Arnold Toynbee 'insanoğlunun tüm çağ ve yerlerde yaratmış olduğu en büyük yapıt' olarak nitelendirdiğini belirterek İbn Haldun'a ayrıca "sosyal bilimlerin babası" ve İslam âleminde "pozitif ya da tarihsel gerçek anlamda bilimsel" sosyal bilimlerin kurucusu sıfatı verildiğini söyler." S. 35 Doğuda gereken ilgiyi görmemiştir. Batı dünyasında tanınması ise çok geç olmuştur. Mukaddime XVIII. yüzyılda ilk kez Türkçeye çevrilmiş, bunu XIX. yüzyılda Batı dillerindeki çeviriler izlemiştir. İbn Haldun yeni bir ilim dalı oluşturduğunun farkındadır: "Malûm olsun ki, bu konuda söyleyeceklerimiz, daha önce başkaları tarafından söylenmemiş, faydaları çok ve ancak derin araştırmalardan sonra ulaşılacak yeni bir
Mukaddime (2 Cilt Takım)İbn-i Haldun · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 20181,728 okunma