Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizi bıraksalar. Ben onun dizlerine yatsam. İçgüdülerimizle gövdelerimizi tanısak. Birbirimizi sevsek. Doğanın geliştireceği sevgi içinde büyüsek. Ana karnındaki çocuk gibi.
"Eh, ne yapalım, o halde öleceğim." Başkalarından daha erken ölecektim, orası aşikardı. Ama herkesin bildiği gibi, hayat yaşamaya değmez. Aslında, doğal olarak başka kadınlar ve başka erkekler yaşamaya devam edeceklerine, üstelik bu binlerce yıl böyle sürüp gideceğine göre, ha otuz yaşında ölmüşsün ha yetmiş; bir önemi olmadığını biliyordum. Uzun lafın kısası; bu, gün gibi ortada. Ha bugün olmuş ha yirmi yıl sonra, neticede ölen yine ben olacaktım.
“Sizinki kadar katılaşmış bir kalbe daha önce hiç rastlamadım. Karşıma çıkan suçlular bu ıstırap simgesi önünde hep ağlamışlardır,” diye mırıldandı. Dilimin ucuna kadar geldi, cani oldukları içindir diyecektim neredeyse. Ama şöyle bir düşününce, ben de onlardan biriydim aslında. Bu kendimi alıştıramadığım bir düşünceydi.