"Size gayet ciddi bir şey söyleyeyim mi, Şekip? Emin olunuz ki on beş güne kalmayacak siz bu çirkin kızı çıldırasıya seveceksiniz!.. Şimdilik adieu!"
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Dün ben ayrılıp giderken, elini bana uzatırken şöyle dedi: "Adieu, sevgili Werther!" - Sevgili Werther! Bana ilk kez sevgili diye hitap etti ve bu benim içime işledi. Bunu kendi kendime yüz kez tekrarladım ve dün gece, tam uyumaya giderken kendi kendimle çeşitli konularda gevezelik ediyordum, birden şöyle dedim: "İyi geceler, sevgili Werther!", sonra kendi halime güldüm.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kalbim ona bin kez adieu diyor! Oysa o beni görmüyor!
Adieu! Bu mutsuzluğun mezardan başka bir sonu olduğunu sanmıyorum
Sayfa 54·Kitabı okudu
Napolyon Paris'e veda ediyor,
Napoléon, askerlerle ve geriye kalan az sayıdaki saray mensubuyla tokalaştıktan ve büyük merdivenden "aceleyle indikten" sonra iki sıra gedikli askerden etrafında bir çember oluşturmalarını istedi ve sert bir ses tonuyla onlara konuşma yaptı. Prusya temsilcisi Kont Friedrich von Truchsess-Waldburg'a göre, ziyadesiyle duygulanan İmparator'un sesi konuşma sırasında zaman zaman titredi. Campbell ve diğer birkaç kişi tarafından kayda düşülen sözleri, burada uzun uzadıya tekrarlamaya değerdir. Zira bu konuşma hem hayatının büyük bir buhranla sarmalandığı bu döneminde sahip olduğu hitabet becerisini yansıtmakta hem de bu dönemin tarihsel anlatısını oluşturmaya çalışırken kullanacağı savların ana hatlarını gözler önüne sermektedir: ​Yaşlı Muhafızlar'ın subayları, astsubayları ve askerleri, sizlere veda ediyorum! Zafer yollarını aşındırdığınız bu 20 yılda her daim sadık ve cesur oldunuz. Tüm Avrupa bize karşı birleşti ve düşman, üzerimize üç koldan yürüyerek Paris'e girdi. Onları püskürtmek üzere ilerliyordum ve şayet orada olsaydım şehirde üç gün bile barınamazlardı. Bu koşullar altında burada sergilediğiniz soylu davranış için teşekkür ederim. Ancak aynı hisleri taşımayan ordunun bir kısmı beni terk etti ve düşman ordugâhına sığındı... Bana sadık kalan ve halkın büyük kısmının gayretini ve sevgisini arkasına alan ordunun üç parçasıyla Loire'a ya da müstahkem mevkilere yürüyebilir ve savaşı birkaç yıl sürdürebilirdim. Ancak hem yabancı kuvvetlerle yapılan savaş hem de iç savaş güzel ülkemizi harap ederdi. Peki, tüm bu fedakârlıklar ve yıkımlara rağmen, Paris şehrinin ve bir hizbin sahip olmayı başardığı nüfuzun desteğiyle birleşmiş Avrupa'yı yenmeyi umabilir miydik? İçinde bulunduğumuz şartlarda ben yalnızca ülkemin çıkarlarını ve Fransa'nın huzurunu düşündüm. Tüm haklarımdan