Malûmdur ki, böyle az bir hareketle çok tahribat yapan dehşetli düşmanlara karşı gayet metin bir kaleye ilticâ etmeyen, çok perişan olur. İşte, ey ehl-i îmân! O çelik ve semâvî kale, Kur'an'dır. İçine gir, kurtul.
Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızâsı dâiresinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları seneler hükmüne geçer.
Amma gelecek günler ise, mâdem daha gelmemişler, içlerinde çekeceği hastalık veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekvâ etmek ahmaklıktır. "Yarın, öbür gün aç olacağım, susuz olacağım" diye bugün mütemâdiyen su içmek, ekmek yemek ne kadar ahmakçasına bir divâneliktir; öyle de, gelecek günlerdeki, şimdi adem olan musibet ve hastalıkları düşünüp, şimdiden onlardan müteellim olmak, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek, öyle bir belâhettir ki, hakkında şefkat ve merhamet liyâkatini selb ediyor.
Elhâsıl: Nasıl şükür, nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de, şekvâ musibeti ziyadeleştirir. Hem merhamete liyâkat selbeder.
Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah , istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.