Ermeni Meselesinde olduğu gibi Yahudi meselesinde de Talat Paşa'nın oynadığı rol konusundaki günümüz algısı alt-üst olmuş durumdadır. Talat Paşa'nın Makedonya Rizorta Locası'na kayıtlı üst düzey bir mason olduğu muhakkaktır. Fakat Siyonist hedefler için çalışmadığı da muhakkaktır. Zira incelediğimiz bütün belgelerde, Sadrazam Talat Paşa'nın Filistin'de milli bir Yahudi yurdu kurulmasına baştan beri karşı olduğunu görmek mümkündür. Filistin, o tarihlerde Osmanlı Devleti'nin bir parçası idi.
Talat Paşa hükûmeti, kuruluşundan istifasına kadar, "Osmanlı birliğini" savunmayı en önemli amaç olarak görmüştür. Dolayısyla Filistin gibi devletin himayesinde olan herhangi bir toprak parçasının Yahudilere bırakılmasını düşünemezdi.
TALÂT PAŞA ve ERMENİLER söz konusu olduğunda, literatürde göz ardı edilen ve üzerinde fazla durulmayan önemli bir konu da, Talat Paşa'nın bağımsız Ermenistan devletinin kurulması için vermiş olduğu mücadeledir. Talat Paşa'nın bu mücadelesini Alman belgeleri açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Şöyle ki; Rusya'da 1917 devrimi başladıktan sonra, Rus Ordusu Güney Kafkasya'dan çekilmek zorunda kalmıştı. Bu durumu değerlendirmek isteyen Güney Kafkasya halkları (Gürcü, Azeri ve Ermeniler) kendi bağımsız devletlerini kurmak istemişlerdi. Talat Paşa ve dolayısıyla Osmanlı hükûmeti Güney Kafkasya'da BAĞIMSIZ bir ERMENİSTAN ve AZERBAYCAN KURULMASINA DESTEK VERMİŞTİR. Hatta Güney Kafkasya meselesini çözüme kavuşturmak için toplanması planlanmış olan konferans için İstanbul'a gelmiş olan Ermeni delegasyonu Sadrazam Talat Paşa'yı sık sık ziyaret ederek, bağımsız Ermenistan için vermiş olduğu destekten dolayı teşekkür etmiştir.
Talat Paşa'ya göre, bağımsız Ermenistan'ın iki önemli faydası olacaktı; birincisi böyle bir devlet Osmanlı Devleti ve Rusya arasında tampon bir görev görecekti. İkincisi ise Ermeni halkının, güven içerisinde yaşayacağı bir ülkesi olacaktı. Zira tarihi süreç içerisinde Doğu Anadolu'daki Türkler, Kürtler ve Çerkezler ile Ermeniler arasında karşılıklı oluşmuş olan düşmanlıklardan dolayı Ermeniler, artık eski yerlerinde güvende olmazlardı.
Ne var ki, bağımsız Ermenistan devletinin kurulmasına en fazla Almanlar ve Ruslar karşı çıkmışlardır. Hatta Bolşevik Rusya, bağımsız bir Ermenistan'ı savaş nedeni saymıştır. Osmanlı Devleti'ne karşı Ermenileri sürekli kışkırtmış, Ermeni ayaklanmalarına destek vermiş ve Birinci Dünya Savaşı boyunca Ermenilere bağımsız devlet sözü vermiş olan Rusya'nın, savaş bittikten sonra politika değiştirmesi sadece Rusya'da Bolşevik
RUMLAR ve ERMENİLER artık dış ticarette olduğu kadar, bankacılık ve sanayi faaliyetlerinde de EGEMEN konumdadırlar. Osmanlı İmparatorluğu'nda ilk kez 1913-1915'te yapılan sınaî “sayım" da bu eğilimi doğrulayacaktır: Sayımı yapılan sanayi kuruluşlarına yatırılmış sermayenin % 50'si Rumların elindedir, %20'si Ermenilere, % 5'i Yahudilere aittir. Geriye kalan yabancılar(%10) Müslümanlar (%15) arasında paylaşılmaktadır. Demek ki Birinci Dünya Savaşı'nın arifesinde sanayi sermayesinin (%10) ile dörtte üçü gayrimüslim Osmanlıların denetimindedir.