Tarihi büyük ölçüde kişiler yapar. Birincisi, o bir örgütlenme dehasıydı. Kendini çok iyi kontrol etmesini biliyor, çok iyi gizlemesini biliyor, zamansız ileriye atılmıyor. Bu özellik 20. yüzyıl liderlerinin ekserisinde yoktur. İkincisi fevkalade bir zamanlama tekniği yanında, bilinecek şeyleri çok iyi biliyor, tecrübelerini çok iyi kullanabiliyordu. Bütün o subay takımının sınırsız tecrübesi ve dünya görgüsü vardı. Onların içinde bu eğitimi kullanmasını en iyi o biliyordu ve üzerinde durmamız gereken husus, Mustafa Kemal'in hiçbir zaman ve zeminin olumsuzluklarına teslim olmamış olmasıdır. Çok önemli bir özellik; İstiklâl Savaşı başladığı zaman, Birinci Dünya Savaşı'nın hatalarının da etkisiyle bir daha harbe girmeyelim diyenler vardır. Bence onların hepsine hain denemez, çünkü ileriyi görememişlerdir. Bir de "Şimdi şurada dur, fazla ileri gitme" diyenler oldu. Mesela Batı Anadolu'nun hiçbir şekilde kurtarılacağına inanmayan, bir sürü İstiklâl Savaşı kumandanı bile var. Eğer hedefi ileriye koyuyorsan o bir dehadır ve deha dâhilere has bir inattır. Siyaset olarak da öyledir; dehadır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İMPARATORLUKLAR YIKILIR. Doğru dürüst yıkılan bir imparatorluk, tasfiye edilen bir imparatorluksa anavatanı kurtarır, elden çıkan yerlerde anavatanın kültürel uzantıları yaşamaya devam eder. İmparatorluğun yıkıntıları içindeki ana unsurun, Türk unsurun Rumeli'deki vatanını da kaybetmiştir. Bu çok önemli bir kayıptır. 1914'te bizim olmayan bir savaşa girmiştik. Şimdi o savaşın sonunda bizim kaybettiklerimiz var. Bu kaybettiklerimizin içinde en mühimi bir kere saban tutan, demir döven nüfus var. Bu kaybedilen savaşın içinde bizim kolayca ayrılabileceğimiz bir bölge veya düzenleme imkânı yoktu. İmparatorluğun küçülen nüfusuyla çok şiddetli kanlı iç çatışmalara girmemiz gerçeği var. Bunların yükünü hâlâ taşıyoruz. Bu savaşın sonunda asıl önemlisi, Türkiye 50 yılda telafi edemeyeceği bir münevver zümreyi kaybetmiştir. Yedek subay savaşları dediğimiz Çanakkale, Kafkasya, Filistin ve bizzat Kurtuluş Savaşı'nın cephelerinde şehit düşen okumuşların sayısı kabarıktır. Bir medeniyeti, bir rengi temsil eden, Doğu'ya ve Batı'ya aşina bir genç münevver sınıf elden yitirilmiştir. Bugünkü Türkiye eğer tamamıyla maziyle kopuk bir gençlik sahibiyse, bunun nedenini oraya kadar uzatmak gerekir.
(...)şu bir gerçek ki, İstanbul Batılı istilacılar tarafından ikinci kez işgal edilmişti. (1204-1261) İlki Bizans'taki Latin Haçlı işgalidir. İkincisi ise Mütareke dönemiydi ve deyim yerindeyse Fatih Sultan Mehmed'den sonra, bu defa Mustafa Kemal Paşa'nın Türk ordusu şehri yeniden fethedecekti.
Başkumandan herkesin bildiği gibi ve tartışmasız kabul etmesi gerektiği üzere, Türk milletinin büyük adamlarından biridir. Büyük adamların üzerinde tetkik yapılır, farklı yorumlar yapılır, defalarca tetkikat yapılır, sorular ortaya atılır, cevabı aranır. Bu yapılmalıdır, zira hiçbir şey nas olarak kabul edilemez.
Esasen tarih birisini bir yere getirip koymuş ise, onun üzerinde artık uydurma bilgi ile değerlendirme yapılamaz.Mohaç Zaferi'ni kazanan insanın mareşalliği konusunda tartışma yapılmaz, böylesi bir tartışma abestir. Bazı halde bu davranış Riemann yahut Lobaçevski'nin matematikçiliğini tartışmaya açmak kadar budalaca bir davranıştır. "İstiklâl Savaşı'nı İngilizler yaptırdı" diye ortaya çıkarsanız, aklı başında bütün insanlar gülerler, hatta en başta İngilizlerin kendileri gülerler. Çünkü böyle bir budalalık, böyle bir yorumun yeri yoktur!
Bunun fikir hürriyetiyle de alakası yoktur. Siz Sovyet Devleti'ni ve komünizmi lağvetmiş, takbih etmiş, tarihe gömmüş bugünkü Rusya'da, İkinci Dünya Savaşı'nın kumandan ve savaşçıları için ve İkinci Dünya Savaşı'ndaki muharebeler, zaferler için, hatta Çarlığın daha hâkim olduğu Birinci Dünya Savaşı'ndaki Rusya ordularının savaşları için öyle küçümseyici, yok edici ifadeler kullanırsanız savcıdan önce toplumda ağır tenkitlerle hayatınız kararır. Bu Fransa ve Britanya'da da böyledir.