Adil Özcan

Adil Özcan
@adilozcan07
Son söz
ENVER PAŞA, yalnız bir İhtiras Adamı mıydı? Bir Hayalperest miydi? Bir cezbeli mümin miydi? Falcıların, rüya yorumcularının ke. hanetleri ile bahtını, kaderini arayan, başı dumanlı, büyülü bir Emel Yolcusu muydu? Yoksa, Napolyon gibi, zamanın kendisine tahtlar, taçlar hazırladığına inanan bir zaferler takipçisi miydi? Bütün bu soruların hiçbirine cevap vermemek en doğrusudur. Çünkü ruh yapısında bunların, hepsinden bir şeyler açığa vuran işaretler vardır. Ama muhakkak ki, bir aksiyon adamıydı. Ve tarih içinde bir büyük misyonu olduğuna inanıyordu. Ama çağı, çağın şartlarını ve akımlarını, Jeopolitik denilen tarihi-coğrafi şartlar kombinezonlarını değerlendirmekte, muhakkak ki yetersizdi. Kumandan olmaktan ziyade teşkilatçı, ama güçlü bir disiplin adamıydı. Fakat İmparatorluk yıkıldıktan sonra, seçtiği yollarda ve yaşadığı serüvenlerde, ölçüsüz ve ataktı. Onu Pamir eteklerindeki gelişmelerde, karşı tarafın silahlarından ziyade, Jeopolitik şartlarla, çağın gelişmeleri ve hiç tanımadığı bir ülkenin sosyal çarkları yendi... Ama bütün bunlar yadırganabilir mi? Hayır! Orta Asya, Makedonyalı İskender'in bile bir şeyler aradığı uçsuz bucaksız talih deneme sahasıdır. Tarihe nice cihangirler vermiştir. Fakat Enver Paşa bu topraklarda talihini teraziye koyduğu zaman, Orta Asya'nın Fatih yetiştirme kudreti, artık sona ermişti. Ama ne var ki, milletlerin, halkların kaderlerine müdahale etmek isteyen ve bu müdahalelerinin kendilerine, Tanrı tarafından takdir edilmiş bir tarihi misyon olduğuna inanan insanlar için, hayatlarının bütünüyle kaderin terazisine atmak da, tarihin bir Kanunudur. s.652-653
Remzi Kitabevi
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkoloji
"TÜRKOLOJİ" kelimesinden daha yüz kızartıcı bir kelime yoktur. Ruslar çıkarmıştır bu kelimeyi, ölü milletler için. Sümeroloji gibi. Bu kelime, Türk medeniyetini paranteze almak demektir. Bu müthiş yalanı bize de kabul ettirdiler. "Türkoloji" Osmanlı'yı paranteze alan, atıl bırakan bir kelimedir. Neden bir Frankoloji yok da Türkoloji var? Biz ölü müyüz? Ruslar ve Batılılar sırf bizi, yâni Osmanlı'yı dikkatlerden uzaklaştırmak için bu kelimeyi îcat etmişler. Yazdım bu kelimeyi. Hâlâ kullanıyorlar.
Sayfa 17
dindarlık/sihirbazlık
XX. Asır Türkiye'sinde dindarlıkla sihirbazlık ilkel toplumlara gıpta edecek ahenklerle birleşmiş bulunuyor.
Sayfa 263
Ruhban sınıfın acıklı durumu
Döneminin pek çok aydınından daha ileri düşünceli olan padişah(3.Selim), batıl inançlardan uzaktı. "Her gün Cenab-ı Allah'ın günüdür, benim asla nücuma[falcılığa] itikadım yoktur, demekten çekinmiyordu. Rus harbi sürerken camilerde Sure-i Fetih okuyan hocalara ücret verilmesine ilişkin telhise[konu özeti], "Bilmem hulüs ile mi okunmuyor, yoksa erbabı mı okumuyor ki, bir faydası görülmüyor?" yazması enteresandır. Buna karşılık, çağdaşı ulema, ortaçağ ruhban sınıfının saplantılarındaydı. Her şeye ilkin bu sınıftan tepki geliyor, ordunun mütemadiyen savaşması, küffâra karşı cihat açılması yönünde fetva verdikleri halde, askerin moralini yükseltmek için cepheye gitmeleri istendiğinde, "Fakiriz, ihtiyarız, gidemeyiz!" diyor; İstanbul'daki köşk, konak ve yalılarında vezirlerden daha ileri düzeyde bir yaşam sürdürüyorlardı.
Sayfa 373 - Alfa Yayınları
Osmanoğulları
Osmanoğullarının "halis" Türkmenlik özellikleri Orhan Bey'e kadardır.
Sayfa 36 - Alfa Yayınları