Bu serinin önceki iki kitabında detaylı incelemeler yaptığım için bu kitapta tekrar uzun uzun hikaye, karakter, evren vb. detaylara girmeyeceğim.
Üçleme, pamuk şeker gibi işlenmiş, ince detaylarda saklı bir evren ve tahmin edilebilir bir son (iyiler kazandı ekolü) ile bize masalsı bir yolculuğa çıkartıyor.
Alışık olduğumuz fantastik dünyaların dışında bir hikaye ve evren yaratımı var. Ejderhalar, kılıç dövüşleri, epik savaş sahneleri bu üçlemede hayal ettiğiniz kadar yok. Hatta neredeyse hiç yok. Savaşların aksine, daha çok karakterlerin sosyal ilişkileri, statü kavgaları gibi daha günümüzden çekişmeler, günümüz sosyal ilişkilerine benzer bir evrende nadir epik ögeler ile harmanlanmış bir hikaye.
Güzel, hatta çok güzel, hayır hayır, çok tatlı bir ütopik evren. :)
Bir çok okurun ileriki zamanlarda ya çok seveceği, ya da hiç sevmeyeceği bir evren. :)
Ne bileyim, bak bu kafa yapısını anlatmak kolay değil. Tamam ejderhalar, mızraklar, kılıçlar, büyüler, goblinleri kesmek, orclarla savaşmak, epik bir fantastik evrende olmak ayrı bir mevzu, ona hepimiz koşa koşa gideriz. Ama,
Bu evrende işler başka bir düzende. :)
Kılıç savaşı, ejderha ateşi, bol büyü, çok savaş gibi ögelerden sıkılan ve "yok mu şöyle değişik bir evren?" diyen okurlar sakın kaçırmasın. Lezzetli bir seri.
Yazarın kafa yapısı acayip. Ben çok sevdim.
Evet, acayip bir kafa yapısı, bambaşka bir hayal gücü var. Bu su götürmez bir gerçek. Yarattığı evren, evren içindeki ögeler garip. Garip ama leziz.
Zamanla yazımı gelişecek, hikaye anlatımı kuvvetlenecek. Bu hayal gücüyle birlikte kıymetli yazarlar arasına mutlaka girecektir. Naçizane tavsiyem, biraz daha işin içine kavga gürültü katması. Hadi tamam, kılıç kalkan yok elimizde ama, itiş kakışla o kadar kolay kaçmaları da mümkün olmasaydı keşke :)
Tamam