ALESYA

ALESYA
(Audaces fortuna juvat)
Aylar öncesinden başta Başkan Bush, Başkan Yardımcısı Cheney olmak üzere Rumsfeld ve Powell’e, “Siz merak etmeyin. Biz Türkleri çok iyi tanıyoruz. Ufak manevralar ile onları yanımıza çekeriz” şeklinde söz veren ve ‘Ankara’yı çantada keklik gören’ bu ikili için artık geri sayım başlamıştı. İlk şok, Washington saatiyle sabahın erken saatlerinde geldi. ... MGK toplantısı da 4,5 saat sürmüştü. Toplantı sonrası yapılan açıklama şöyleydi: “Milli Güvenlik Kurulu, 28 Şubat 2003 tarihinde aylık olağan toplantısını yapmıştır. Toplantıda; ABD’nin Irak’a olası müdahalesi konusunda, ABD ile yapılan müzakerelerde, ulaşılan sonuçlar değerlendirilmiştir. Kıbrıs konusunda ise BM Genel Sekreteri’nin son önerileri görüşülmüştür. Geçen bir aylık dönemde ülke genelindeki güvenlik ve asayiş durumu gözden geçirilmiştir..” - Milli Güvenlik Kurulu sessiz kalmıştı.
Reklam
28 Şub, Cum
O gün yapılacak MGK toplantısında çıkacak olan tavsiye kararının ertesi gün yapılacak oylama ile birlikte, ABD artık Irak Savaşı’na gün saymaya başlayacak ve İskenderun açıklarında bekleyen onbinlerce Amerikan askeri ve teçhizatı Türkiye’ye girecekti.
Erdoğan, mesaj karşısında, üzerindeki sorumluluğu atmak için tezkere konusunda grup kararı alınmayacağını söylüyor ve milletvekillerini serbest bırakıyordu. Böylece kimseyi töhmet altında bırakmayacaktı. Herkes kendi iç dünyasında olayı tartacak ve ona göre oy verecekti. Erdoğan’ın dört elle sarıldığı bir diğer konu da, savaşta Washingtona ikinci cephenin açılması konusunun MGK toplantısında ele alınması ve yeşil ışığın toplantı sonrası yayınlanacak bildiride belirtilmesiydi. Böylece Erdoğan, ‘Müslüman’ın Hıristiyan’la birleşerek Müslüman’a savaş açması’ kararının kendisinin değil, askerlerin ağırlıkta olduğu Milli Güvenlik Kurulu’nun kararı gereği alındığını belki anlatabilecekti.
Konya’da, Erdoğan’ın da bağlı olduğu Nakşibendi Tarikatı Şeyhi Tahir Büyükkörükçü oturuyordu. Recep Tayyip Erdoğan, Irak Savaşı ile ilgili olarak Büyükkörükçü’ye bu konuda danışmış mıydı? Şayet danıştı ise, Şeyh Büyükkörükçü’nün söyledikleri sadece Erdoğan’da kalmayıp, AKP milletvekilleri arasında kulaktan kulağa yayılmış mıydı? Erdoğan’a Konya’dan şu mesaj gitmiş miydi? “Tarihte, gerektiği zamanlarda biz Türkler, diğer Müslümanlarla savaşmışızdır. Tarih kitaplarına açıp baktığımız zaman bunun örneklerini görürüz. Ama tarihte ve bugüne kadar hiç bir zaman, Hıristiyanlarla birleşip Müslümanlara karşı bir savaşın içine girmedik. Irak Savaşı’nda Amerika ya vereceğiniz destek, Hıristiyan ile birleşip Müslüman’a savaş açmak ve Hıristiyan’ın savaşını kendi din kardeşlerimize karşı yapma anlamına gelir. Sen bunu yaparsan, bununla, İslam tarihinde kara bir leke olarak yerini alırsın..”
Tezkere öncesi Recep Tayyip Erdoğan iki ateş arasında kalmıştı. Bir yanda onu destekleyen ve tezkerenin geçmesi durumunda kendisini dünyanın sayılı liderleri arasına sokacağını söyleyen Amerika Birleşik Devletleri, diğer tarafta da kendi inançları çerçevesinde, onu bugünlere taşıyan cemaati ve onun liderleri.
Reklam