ALESYA

ALESYA
(Audaces fortuna juvat)
Tek model Türkiye
Washington’daki Bush Yönetimi bir anda İslam dünyası içinde ‘demokrasi’ arayışlarına yönelmeye başladı. Bu konuda da ön plana çıkan tek bir yer vardı model olarak: Türkiye. Türkiye, Müslüman, laik, Avrupa Birliği üyeliği gündemde olan çok önemli bir yerdi. 28 Şubat 1997’deki postmodern darbeden dolayı da laikliğin kırmızıçizgileri çizilmiş, İsrail ile sıkı ilişkileri olan bir demokrasiydi Türkiye. Bernard Lewis doktrini için biçilmez kaftan olan Türkiye böylece 11 Eylül saldırılarından sonra Washington’un ‘onlarsız olmaz’ dedirten bir konuma yükselmişti.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bernard Lewis Doktrini diyelim biz
11 Eylül sonrası ABD’nin benimsediği “preemtive strike’ yani önceden vurma ve ABD’nin dünyaya tek başına hakim olma politikalarını ‘Bush Doktrini’ olarak kabul edersek, Ortadoğu’ya demokrasinin gelmesi ve Arap dikta rejimlerinin bir bir çökertilerek yerlerine çağdaş, demokratik, serbest piyasa ekonomisine dayalı hükümetlerin getirilmesi ve Türkiye’nin örnek alınmasına da “Bernard Lewis Doktrini” diyebiliriz.
ikinci Atatürk mü? işte o imkansız.
11 Eylül ’de New York ve Washington’a yapılan terör saldırılarından bir hafta sonra Pentagon’da çok önemli bir gizli toplantı yapıldı. 19 saatlik maraton toplantıda herkes, tarihçi Bernard Lewis’in yapacağı konuşmayı merak ediyordu. Lewis’in Beyaz Saray ve bilhassa Başkan Bush ve Başkan yardımcısı Richard Cheney ile yakınlığını herkes tarafından biliniyordu. Diğer konuşmacı da Ahmet Çelebi olacaktı. Lewis her zaman olduğu gibi Türkiye’den örnekler vererek konuşmasına başladı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün, Osmanlı çöküntüsünden bir ülkeyi alarak, batılı, modern ve çağdaş bir ülke haline nasıl getirdiğini anlattı uzun uzun. Lewis konuşmasının bir bölümünde Atatürk’ten bahsederken, eliyle Ahmet Çelebi’yi gösterdi ve “Amerika muhakkak Ortadoğu’da demokrasi için reform yanlılarını desteklemesi gerekiyor. Burada bizimle beraber olan arkadaşım Ahmet Çelebi gibi” dedi. Lewis, o günden sonra yaptığı konuşmaların hemen hemen hepsinde ‘Atatürk örnekleri’ vermeye devam etti ve çoğu kez Çelebi’nin de Amerika’nın Ortadoğu ve bilhassa Irak’taki politikalarında “İkinci Atatürk” olarak ön plana çıkarılması gerekliği vurgulamasında bulundu.
Pentagon, Washington 19 Eylül 2001·Kitabı okudu
ABD açıkca tüm dünyaya ve Ortadoğuya savaş ilan etmişti
11 Eylül 2001 akşamı Başkan George Bush televizyonlardan halka hitaben bir konuşma yaptı. Bush konuşmasında ilk defa teröristler ve onları ‘koruyan ülkelerden bahsetti. Bush, “Amerika Birleşik Devletleri bu eylemleri yapan teröristler ve onları koruyan ve besleyen ülkeler arasında hiç bir ayrım yapmayacaktır” dedi. ... 13 Eylül günü Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, Pentagon’da düzenlediği bir basın toplantısında Bush’un sarf ettiği sözleri biraz daha açtı ve şunları söyledi: “Bu olay sadece birkaç kişiyi yakalayarak onları sorumlu tutmak olayı değil, bu olay, teröre destek veren, onları koruyan ve destekleyen devletlerin sonunu getirme olayıdır.”
ABD de postmodern darbe
2000 yılı Kasım ayında yapılan başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi George Bush ve Demokrat aday Albert Gore arasında amansız bir yarış vardı. Sonuçlar açıklandığında seçimleri Al Gore’un kazandığı anlaşıldı ancak garip bir şey oldu. Florida eyaletindeki sayımda yanlışlar olduğu ortaya çıktı. Amerikan seçim tarihinde bir ilk gerçekleşmişti, yani seçim sonrası kimin kazandığı belli değildi, Demokrat aday Gore’un binlerce daha fazla oyu olmasına rağmen. Demokrat Parti hemen mahkemelere başvurarak bilhassa Florida eyaletinde yeniden sayım istedi. Her şey Demokratlardan yana görünüyor iken, Albert Gore, durup dururken yenilgi' konuşması yaptı ve çekildi. Böylece George Bush, ABD’nin 43. Başkanı oldu. Kısacası Amerikan siyasi tarihinde bir postmodern darbe yapılmıştı. Birileri Gore’a ‘çekil’ demişti.