ALESYA

ALESYA
(Audaces fortuna juvat)
İsrail’in en büyük derdi petrol
Ülkenin özel kaynakları da olmadığı için söz konusu petrolü, başta ABD olmak üzere batılı ülkelerden aldığı ekonomik yardımlar ve silah sanayi ile karşılamaya çalışıyordu. İsrail’in bugün bile geçerli olan en büyük endişesi, Filistin’e karşı uyguladığı şiddet politikaları ile günün birinde batılı ülkeler tarafından ekonomik ambargoyla cezalandırılmasıydı. Bu yüzden her zaman kendi petrol kaynaklarını yaratma çabası içindeydi. Zira İsrail’e karşı uygulanacak bir ekonomik ambargonun ya da yaptırımların, güvenliği açısından çok önemli olan silahlı kuvvetlerinin durması, tankların yürümemesi ve uçaklarının da uçmaması anlamına geliyordu. Bu yüzden de İsrail’deki hükümetler, hazırladıkları çeşitli planlar ile bölgedeki “petrol yataklarını ele geçirmenin öneminin altını çiziyorlardı. Ne olursa olsun, petrol konusunda dışa bağımlılıktan kurtulmak gerekiyordu.
Reklam
1982’de CIA Başkanı, Başbakan Ulusu’yu ziyaretinde Türkiye’nin, Arapların ve iç kamuoyunun baskısıyla İsrail’e cephe almaması gerektiğini söyledi. CIA Başkanı bunun için gerekli ortamı hazırlayacaklarını da sözlerine ekledi. İlişkileri düzeltmek için ABD’ye bir jest yapması gerektiğinin işaretini CIA’den alan İsrail, Türkiye’yi fazlasıyla rahatsız ettiğini bildiği "ASALA" örgütünü yok edebileceğini diplomatik kanallardan iletti.
Golan İşgaline Türkiye'den çekimser oy
Ocak 1981’de Amerikalı senatör, Türkiye’deki ABD Büyükelçisi’ne mektup göndererek, Ankara’nın İsrail politikasının Türk-ABD ilişkilerine zarar vereceğini açıkladı. Devlet Başkanı Kenan Evren bunun üzerine önce Türkiye’deki Yahudi cemaatinin dini liderleri David Asseo’yla görüştü, ardından da BM’de İsrail’in Golan işgalini kınayan karar tasarısına Türkiye çekimser oy verdi.
Gizliliğin sebebi
Türkiye, İsrail ile ilişkileri gizli tutmakta ısrar ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesiyle zaten Ortadoğu’daki topraklar, Birinci Dünya Savaşı sonunda çeşitli anlaşmalar ile dağıtılmış, yeni sınırlar cetvelle çizilerek saptanmıştı. Türkiye’nin 1956 Süveyş Kanalı krizinde İngiltere’nin yanında yer alması Mısır’ı sinirlendirmişti. Suriye ile ilişkiler 1938 yılında Hatay’ın Türk sınırlarına ilhakı ile kopma noktasına gelmişti. Suriye, Türkiye’yi ‘hainlik’ ile suçluyordu. Irak da, geri kalmıyor ve Türkiye’deki demokratik ve laik rejimin İslam dünyası için ‘kabul edilemez bir hakaret’ olduğunu savunuyordu. Gizlilik bundan kaynaklanıyordu.
Gizli Ziyaret
Ben Gurion kısa bir süre sonra Türkiye’yi ziyaret etmişti. Ancak bu gizli yapılan bir ziyaretti. “İsrail Havayollarına ait El Al uçağı İstanbul semalarına yaklaşınca, Yeşilköy kontrol kulesi ile temasa geçti. El Al pilotu, uçağın motorlarında bir arıza meydana geldiğini, bu yüzden İstanbul’a zorunlu iniş için izin istediğini bildirdi. ...Uçakta Başbakan David Ben Gurion ile Dışişleri Bakam Golda Meir bulunuyordu. Türkiye’nin isteği üzerine Ben Gurion gizlice gelecek ve Ankara’da Başbakan Adnan Menderes ile görüşecekti. Plan gereği El Al uçağı, motorlarındaki arızadan dolayı İstanbul’a inecek, onarım için havaalanının bir kenarına çekildiği zaman da, Ben Gurion ve Golda Meir, bir Türk uçağına bindirilip Ankara’ya götürülecekti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Yeşilköy kontrol kulesindeki yetkili, El Al pilotunun ‘motor arızalı’ uyarısını ciddiye alarak havaalanı pistine ne kadar ambulans ve itfaiye arabası varsa, gönderince ortalık karıştı. Uçağın etrafını bir anda yüzlerce kişi sarmıştı. Ben Gurion’un da bu kalabalıkta uçak değiştirmesi imkânsızdı. Ankara’dan gelen talimat üzerine Türk güvenlik yetkilileri kısa bir süre içinde uçağın etrafını boşalttılar ve İsrail Başbakan’ı Ankara’ya devam edebildi.”" ... Böylece iki ülke arasında Sovyet yayılmacılığına karşı Ankara’da da gizli bir anlaşma imzalanıyordu. Amaç, Mısır’daki Nasır rejimiyle artan Sovyet etkisini, bölgeyi çevreleyen diğer ülkeler ile azaltmaktı.
Reklam