Bu arada basınımızın da yardımıyla sanki "kayıtsız koşulsuz silah bırakıyormuş " imajı yaratılmaktadır.
Dolayısıyla kamuoyu;
"Abdullah ÖCALAN daha ne yapsın? Silahı da bırakacakmış, fazla üzerine gitmemek lazım, bir fırsat tanımak lazım. İlk şartlarını fazla abartmamak lazım, süreç içerisinde daha da yumuşayabilir" düşüncesine kanalize edilmektedir.
Bu durum A. ÖCALAN'ın manevra sahasını genişletmekten başka bir işe
yaramaz.
Yoksa, "APO SiLAH BIRAKIYOR", "YAŞASIN UMUT" türünden safsatalarla
bugüne kadar oynadıkları Türk halkının şerefiyle daha fazla oynamasınlar. Apo'nun borazanlığını yapmaktan vazgeçsinler.
Çünkü; Apo. içinde bulunduğu çıkmazın farkındadır. Ve çıkış arayışları içerisindedir. Düzlüğe çıkmaya çalışırken de basını, aydınları ve siyasi çevreleri alet olarak kullanıyor. Alet olmak isteyenler, kendi başlarına gidip alet olabilirler.
Hatta bu konuda Apo'nun yerini de tarif ederiz, yol biletlerini de alırız ancak, Türk milletini de etkileyerek bu oyunlara alet etmeye çalışmasınlar.
Sonra onları, ümit bağladıkları Apo'ları da kurtaramaz!
Tekrar başa dönüyoruz ve diyoruz ki; 1992 yılı sonu itibariyle PKK, askeri ve
siyasi olarak bir tıkanma ve çözülme içerisindedir.
Bu iki özelliğe dikkat çekilmelidir. PKK ile mücadele ettiğini iddia eden güçler, bu hususları analiz edip, karşı politikalar belirlemelidirler.
PKK'nın askeri alanda prestij kaybetme eğilimi oranında en hızlı işbirlikçilerinden başlayarak "BATAN GEMİYİ" terketme telaşı baş gösterdi.
Abdullah ÖCALAN, bu gelişmeler karşısında talimatlarını harfiyen yerine getirmeye çalışan piyonlarını suçlayarak su yüzüne çıkmaya çalıştı. Bu arada imkanlar dahilinde devam ettirilmeye çalışılan İÇ HAREKAT faaliyetleri, Apo çetesindeki krizi daha da derinleştirdi.
Fakat, yetkili çevrelerde bu hususların bir analizi yapılmadı. Örgütün nerelerde, niçin tıkandığı, hangi zaafların neden baş gösterdiği etüd edilmedi.
Ancak beylik demeçlerle "yok ettik, bittiler, bitiriyoruz" gibi ciddiyetten uzak sözlerle geçiştirilmeye çalışıldı.
Halbuki, PKK'da hem askeri hem de siyasi bir tıkanma ve çözülme baş
göstermişti. Çünkü; askeri anlamda gerilla faaliyetlerinde zirveye çıkmışlardı.
Bunun bir adım ötesi kurtarılmış bölgeler yaratmaktı.
Siyasi anlamda kitlelerin ayaklanarak, en azından bu kurtarılmış bölgede basit
bir örgütlenmeden öteye, siyasi temsil ve icra organları oluşturmaları gerekiyordu.