Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdi 1984 yılına dönelim ve EKİM 1986 tarihine kadar PKK militanlarının
gücüne bir göz atalım.
1. ŞEMDiNLi bölgesinde bir grup (15-20 Kişi)
2. YÜKSEKOVA bölgesinde bir grup (15-20 kişi)
3. ÇUKURCA bölgesinde bir grup (10-15 kişi)
4. HAKKARİ bölgesinde bir grup (10-15 kişi)
5. ÇATAK bölgesinde bir grup (10-15 kişi)
6. PERVARİ bölgesinde bir grup (15-20 kişi)
7. ULUDERE-BEYTÜŞŞEBAP bölgesinde bir grup (20-25 kişi)
8. ŞIRNAK-SİLOPİ bölgesinde bir grup (30-35 kişi)
9. CİZRE bölgesinde bir grup (15-20 kişi)
10. ERUH bölgesinde bir grup (30-35 kişi)
Yurt içinde faaliyet gösteren PKK Silahlı Propaganda Birlikleri belirtilen tarihler arasında tüm yurtta MARDİN bölgesi dahil taş çatlasa 250-300 kişidir.
Bu grupların faaliyet sahalarını bir harita üzerinde göstermeye çalıştık.
1993 yılındaki durum ise içler acısıdır.
Biz rakam vermiyoruz ancak bugün binlerle ifade edilen sayısal bir kalabalık söz konusudur...
“Suçlu, nedamet duyup suçunun kefaretini ödediği takdirde elbette ki toplumun bağrına dönebilir. Ancak bunun ötesinde ve dışında bir çözümü Türkiye halkına dayatmak kabul edilemez."
Ya da bir takım tavizler verilerek Apo'nun ateşkes çağrısı kabul edilirse,
on yıldır yağmur-kar demeden canlarını dişlerine takarak eşkıya ile
mücadele eden ve bu uğurda şehit olan yüzlerce vatan evladının geride
bıraktıkları demeyecekler mi;
"Madem bu toprak parçalarını Apo'ya peşkeş çektiniz, neden çocuklarımızı öldürttünüz?", halen hayatta olanlar sormayacak mı?; "madem bu noktada Apo ile birleşecektiniz, neden güneydoğu'da ve Doğu'da yıllarımızı heba ettik? Neden bizi piyon olarak kullandınız?"
Kürdüyle Türküyle bu topraklarda yaşayan insanların bir "sürü" olmadıkları,
içlerinden bazılarının çıkıp bu "rezaletin hesabını sormayacaklarını" kim
garanti edebilir?
Apo'nun okulundan, işinden, aşından, yerinden, yurdundan ettiği,
sorgusuz-sualsiz kurşuna dizdiği, ölüme gönderdiği insanlar ve yakınları,
TC'den olmasa bile Apo'dan hesap sormayacaklar mı?
Onlar da demeyecekler mi ki;
"madem TC ile birleşecektin, neden bizi bu kan deryasının içine ittin?"
Kürdüyle Türküyle, askeriyle-militanıyla, korucusuyla-sade vatandaşıyla
binlerce kişinin kanına giren Apo'ya bu insanların yakınları, hesap
sormayacaklar mı?
Salt bu yüzden de olsa, Apo, cesaret edip elindeki silahı bırakabilir mi?
Farzedelim ki, basının bahsettiği gibi A. ÖCALAN, "kayıtsız şartsız" silahlı
mücadeleden vazgeçti.
Ellerinde bulunan yüzlerce havan topu ve uçaksavarı, binlerce roketatarı, on-binlerce tüfeği ve el bombasını kime teslim edecek?
Her biri onlarca kişinin katili olan ve sayısız katliamlar gerçekleştiren on bine yakın militanını ne yapacak?
Bunlar, döktükleri Mehmetçik, polis, öğretmen, genç-ihtiyar-kadın-çocuk kanlarının hesabını vermeyecekler mi? Yada bu kanların hesabı kimden sorulacak?
Halkın dişinden, tırnağından arttırarak ödediği vergilerle biraraya getirilen yüzlerce araç-gereç, bina-tesis yakılıp yıkılmıştır. Bunların hesabı kimden sorulacak?