ALESYA

ALESYA
(Audaces fortuna juvat)
Peki
PKK'lı canilerce iş makinaları, ekonomik kurumlar tahrip edilirken, okullar yakılıp öğretmenler öldürülürken kıs kıs gülen bu sefiller, diğer yandan; "Devlet doğuya yatırım yapmıyor, hizmet götürmüyor" diye de demeç verebiliyorlardı. Çalışmayı, emek sarfetmeyi, birşeyler üretmeyi enayilik sayan bu güruh, üretilen ve yaratılan en güzel şeylerden yaralanmayı da vazgeçilmez saymaktadırlar. Bunlara göre; "PKK meşru müdafaa yapıyor, devlet katliamcıdır, devlet silahlarını bırakıp meydanı PKK'lı canilere bırakmalı, devletin meşru güçleri hiçbir surette, hiçbir şeye karışmamalıdır."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
15 Ağustos 1992 tarihi yaklaştıkça, APO' nun adamları gerilimi tırmandırmaya devam ettiler, yine her tarafta korku ve panik yaratmaya başladılar. Özellikle, yöre halkı Mart ayındaki olayların etkisinde olduğundan, 15 Ağustos tarihinde de benzer hadiselerin meydana gelebileceğinden endişe duyuyordu. Bazı aileler gençlerini batı illerine gönderiyorlardı.
APO, adamlarına talimat verirken; "Kürdistan'da her aileden başıboş dolaşan çocuk var. Kızlı erkekli, her aileden iki üç tanesini kaparsanız yüzbinlerce insan eder. O kadar da zor değil, zaten aile reisleri bunları beslemekten acizdir. Çoğu, oğlunu ve kızını gönüllü verir, öyle dövünüp sızlanmazlar. Sonra o gençlerde sevinerek yanımıza gelirler. Evlerinde çoğu huzursuz, aile içinde (aile denebilirse) eğreti duruyorlar. Gençlik bunalımlarını en yoğun biçimde yaşıyorlar. Kolundan tuttunuz mu kolayca koparıp getirirsiniz. Biraz da ilk geldiklerinde ortamı güzelleştirdiniz mi evlerinden ayrıldıklarına sevineceklerdir... "demekteydi.
Saldırı ve katliamlardan sonra, halay çekiyorlardı
Sınırdaki karakollarımıza zaman zaman sayıları beşyüz kişiyi bulan, her türlü ağır silahlarla takviye edilmiş PKK grupları saldırılar yöneltiyorlardı. Saldırı ve katliamlardan sonra da sınırımıza birkaç kilometrelik mesafedeki kamplarına dönüp halaylar çekiyorlardı. Bu halayları video kasetlerine kaydedip, kasetleri propaganda amacıyla kullanıyorlardı. Yani bu kasetler çoğaltılıp dağıtılınca, Suriye'den Avrupa'ya, Van'dan istanbul'a kadar, birçok çevreden yığınla genç APO'nun dağlarda kurmuş olduğu tuzaklara koşmaya başladı. ... Böylece APO'nun elinde , harcamakla bitirmeyeceği kadar çok sayıda genç insan birikiyordu. Abdullah ÖCALAN, bunların akın akın geldiğini gördükçe eskilere dönüp; "Sizlere hiç ihtiyacım yoktur, havalara girmeyin! Kendinizi birşey zannetmeyin, eğer adam gibi bu davaya hizmet edeceksiniz edin, yoksa hepinizden hesap sorarım." demekteydi.
Genel güvenlikten ve asayişten sorumlu olanlar, PKK prestij kaybetti, yavaş yavaş yok oluyor hayallerine kapıldılar. Ta ki, Irak sınırındaki karakollarımız peşpeşe basılıncaya, onlarca Mehmetçik şehit oluncaya kadar bu anlayış devam etti.