Buradaki kaldırımlara dokunulmamıştı. Hızlı hızlı yürüyen insanların arasından ilerledim. Gözlerimle binaların üst katlarını tarıyordum. Önce bir kadına, sonra omzunda belki yirmi kadın çantası taşıyan bir adama çarptım. Kadından özür diledim. Çok etkili olmadı. Adam "Oha!" diye bağırdı arkamdan. Cevap vermedim.
Tezgâhının başında aylardan mayışmış gibi geniş geniş oturan kestaneciye doğru yürüdüm. Üç günlük sakallarının arasından yüzü güldü adamın geldiğimi görünce.
Anneannem gerçek bir İzmirli olarak hâlâ topuklu ayakkabılarından vazgeçmezken Cavide Hanım çoktan eczanelerde satılan burnu açık, kenarları yara bandı desenli krem rengi düz taban ayakkabıya geçmiş.