Giriş Yap

Celil Oker

Yazar
7.8
1.052 Kişi
2.894
Okunma
103
Beğeni
6,6bin
Gösterim
Reklam
·
Reklamlar hakkında

Hakkında

1952 yılında Kayseri'de doğan yazar, ortaokulu Talas Amerikan Ortaokulu'nda tamamladı. Ardından Tarsus Amerikan Koleji'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne devam eden Oker 1979 senesindeki mezuniyetinin ardından çevirmenlik, gazetecilik ve ansiklopedi yazarlığı yaptı. Bu işlerin ardından 1983'te reklam yazarlığına başladı. Markom ve Merkez Ajans isimli şirketlerde çalıştı. Uzun süre reklamcılıkla ilgilendikten sonra 1998 yılında Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1999 yılının Nisan ayında ilk romanı Çıplak Ceset'i yayınladı. Aynı senenin Ekim ayında ise Kramponlu Ceset çıktı. Oğlak Yayınları tarafından basılan bu eseri ile Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Birinciliği'ni kazandı. Her iki romanın kahramanı olan eski pilot, yeni dedektif Remzi Ünal'ın maceralarını anlattığı beş roman daha yazdı. Oker'in son Remzi Ünal macerası 2010 yılında Turkuvaz Kitap tarafından basılan Yenik ve Yalnız'dır. Oker ayrıca, 2004 yılında Murathan Mungan, Pınar Kür, Faruk Ulay ve Elif Şafak ile birlikte Beşpeşe isimli bir roman yazdı. Beşpeşe yazarların birbirlerinin ardından, birinin bıraktığı yerden diğerinin devam ederek oluşturdukları bir romandır. Bilgi Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık teknikleri dersi verdi. Sevtap Oker'le evliydi. Yazarın Ali ve Can isimli iki oğlu vardır.
Unvan:
Türk Polisiye Roman Yazarı, Öğretim Görevlisi
Doğum:
Talas, Kayseri, Türkiye, 1952
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 5 Mayıs 2019

İncelemeler

Tümünü Gör
682 syf.
·
12 günde okudu
·
Beğendi
·
8/10 puan
Akıyor
Kitabı beğendiniz mi? Diğer okurlara tavsiye eder misiniz? Her ikisine de evet evet diyerek başlamak istiyorum incelememe. Bu kitabı bana bir arkadaşım önermişti. Okurken sürekli iyi ki önermiş dediğim bir kitap oldu. Kitabın formatı biraz farklı. 5 yazar sırayla birbirinin romanını devam ettirerek yazmışlar. Murathan Mungan’ın Eylül 2002’de başlattığı romanı Pınar Kür Ocak 2004’te bitirmiş. Yazar sıralaması ise şu şekilde:
Murathan Mungan
-
Faruk Ulay
-
Elif Şafak
-
Celil Oker
-
Pınar Kür
. Ama hiçbir yazar birbirinin yazdığı kısma müdahale etmemiş ve bir yazar kendi bölümünü bitirip diğer yazara verdikten sonra yazılmış bölümler üzerinde herhangi bir düzenleme yapılmamış (bu bilgi kitabın en sonunda özellikle yazılmış). Bir de kitabın diğer basımını bilmiyorum ancak bu basımında bir sayfa yazı - bir sayfa boşluk şeklinde ilerlediği için kitap aslında sayfalarda yazdığı gibi 677 sayfa değil 338 sayfa. Zaten yaptığım alıntıların hepsinin sayfa sayısının tek sayı olması garip olurdu öyle değil mi :) bunun sebebi çift sayı olan sayfaların boşluk olması. Gelgelelim ihtivasına… Spoiler yok :) Başrol’de Zehra var. Zehra’nın annesi Zehra henüz küçükken balkondan atlıyor/düşüyor/itiliyor (kitabın sonuna kadar burası muamma). Zehra’nın kişiliğini, duygularını, hayatını epey etkiliyor bu olay pek tabii. Annesinin ölümü üzerine, Zehra’nın annesiyle küs olan İstanbul’un soylu cemiyetlerinde yetişmiş köşk zengini anneannesi; Zehra’nın sık sık köşke kendisini ziyarete gelmesini babasıyla görüşüyor. Böylece Zehra’nın o zamana kadar bir kez dahi görmediği anneannesinin köşküne gitme dönemi başlıyor. Zehra büyüyor. Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar’ında Tiyatro eğitimi alıyor. Hayatının bu döneminde Fatin Bey’i, Rıdvan’ı, Fırat’ı tanıyor. Bu kişiler Zehra’yı annesinin ölümünü tekrar kurcalaması yoluna itiyor. Babasıyla ilişkisini sorgulatıyor. Herkesin dikkatini çeken fazla güzelliği olayların seyrini de etkiliyor pek tabii. Kitap başrolün etrafındaki kişileri tek tek ele alarak ilerliyor. Sanki roman karakterleri yuvarlak bir masada oturmuşlar. Masanın ortasında kamera, Zehra ayakta her birinin yanına giderken kamera da Zehra’yı takip ediyor. Yazarların bölümlerine mercekle bakacak olursam da şunu söyleyebilirim ki, her yazar kendi bölümünde bi olay veya kişi patlatmak istemiş. Bunun sebebi bir sonraki yazara malzeme çıksın diye mi yoksa “bak benim bölümüm de boş geçmedi” demeleri mi bilemiyorum ama sanki bir kombin yapılmış, kombinin her bir parçasını bir yazar seçmiş ve hepsi de seçerken “ay dur benim parçamda kendini gösteren bir detay olsun” düşüncesiyle hepsi de bir tarafında neon bir kumaş bulunan kıyafet seçmiş gibi. Ama neyse ki bir yazar neon parça, bir yazar leopar desenli parça, bir yazar deri parça içeren kumaş seçmemiş ki bir uyumsuzluk söz konusu değil. Bir de şaşırdığım bir kısım olmuştu onu belirtmeden geçmek istemiyorum. Murathan Mungan’dan Faruk Ulay’a geçiş o kadar yumuşaktı ki kitap belirtmese Murathan Mungan devam ediyor sanardım. -SPOİLER- Üstelik kitap içerisindeki seksek, satranç, tiyatroyla hayat arasında kurulan ilişkiler üzerinde 5 yazarın birleşmiş olması şaşırtıcı. Taş bebek, şehir manzarası, evdeki kedi sayısı, Zehra’nın koku hassasiyetleri (Elif Şafak), yazarların “yazar milleti”ne yaptıkları göndermeler, bir romanın yazım aşamasından bahsetmesi (Celil Oker) hoşuma giden ve aklımda kalan kısımlar. Yalnız Zehra’yı önce hamile yapmaya çalışan yazarın ardından diğer yazarın “hayır hamile falan değilmiş” diyerek kendinden önceki yazara “ne saçmalamışsın, anca böyle toplayabildim bak” der gibi agresif şekilde U dönüşü yaptırması absürt geldi. Yani bence de hamile olmamalıydı ama yazar artık hamile yapmış sonuç olarak ne gelir elden? Mecbur ya kürtaja göndereceksin (ki Rıdvan zaten kürtaj sahnesini hayalinde oluşturuyor) ya düşük yapacak vs. Zorlama olmuş Zehra’nın hamileliğini yok etmek.
1 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.6